Hikâye ·
Arena XXVII — Merhamet
Adam kılıcı iki eliyle kavradı.
Karşısındaki yeniden üzerine doğru geldi. Kılıçlar çarpıştı. Adam darbeyi karşılayıp bir adım geri çekildi.
Rakibi durmadı. Bir kez daha saldırdı. Adam bu kez yana çekildi. Kılıç omzunun hemen yanından geçti.
Karşılık vermek için öne atıldı. Rakibi kılıcını kaldırdı. Kılıçlar yeniden çarpıştı.
Adamın nefesi hızlanmıştı.
Bir adım daha attı. Rakibi geri çekildi.
Adam kılıcını yukarı kaldırdı. Tam indireceği sırada karşısındaki eğildi.
Kılıç boşluğu kesti.
Rakibi yeniden doğrulup saldırdı. Adam darbeyi son anda karşıladı. Kılıcı aşağı inerken dizlerinden birinin üzerine çöktü.
Rakibi fırsatı kaçırmadı. Kılıcını yeniden kaldırdı.
Adam bir eliyle kendi kılıcını tutarken diğer eliyle karşısındakinin kılıcını yakaladı.
- "Baba, hile yaptın!"
Adam gülmeye başladı.
Küçük çocuk kılıcını geri çekmeye çalıştı.
- "Baba!"
- "Yakalamak yasak demedik ki."
- "Ama kılıç elle tutulmaz baba!"
Adam elini çekti.
- "Tamam tamam."
Çocuk birkaç adım geri gitti. Elindeki ahşap kılıcı yeniden kaldırdı.
- "Hazır mısın baba?"
Adam ayağa kalktı. Kılıcını önünde tuttu.
- "Hazırım."
Küçük çocuk bağırarak üzerine koştu.
Adam ilk darbeyi karşıladı. İkincisinde geri çekildi.
Çocuk bir kez daha saldırdı.
Adam kılıcını kaldırmaya çalışırken elinden düşürdü. Ahşap kılıç yere çarptı.
Çocuk hemen kendi kılıcını ona doğrulttu.
Adam iki elini kaldırdı.
- "Merhamet, büyük savaşçı!"
Çocuk başını iki yana salladı.
- "Banane."
Adam geriye doğru sürünmeye başladı.
- "Lütfen! Bana bir şans daha ver."
Çocuk kılıcını biraz daha yaklaştırdı.
- "Olmaz."
Tam o sırada arkalarından bir ses geldi.
- "Dur!"
İkisi de kapıya doğru baktı.
Kadın mutfak girişinde duruyordu. Elinde uzun bir tahta kaşık vardı. Başında oğlunun kartondan tacı vardı.
Kaşığı oğluna doğru uzattı.
- "Kocama merhamet et."
Küçük çocuk annesine baktı. Sonra yerdeki babasına.
- "Ama ben kazandım anne. Hem babam hile yaptı!"
- "Banane."
Çocuk kaşlarını çattı.
- "Ama anne!"
Kadın kaşığı biraz daha kaldırdı.
- "Merhamet etmeni istiyorum."
Çocuk birkaç saniye düşündü. Adam ellerini hâlâ havada tutuyordu.
Küçük çocuk babasına baktı.
- "Tamam."
Kılıcıyla yerde duran ahşap kılıcı işaret etti.
- "Ama kılıcını alma."
Adam önce kendi kılıcına, sonra oğluna baktı. Ayağını uzatıp kılıcı kendinden biraz daha uzağa itti.
Küçük çocuk elindeki kılıcı indirdi. Adam da ellerini aşağı bıraktı.
Kadın başındaki tacı çıkardı.
- "Yemek hazır çocuklar. Hadi, sofraya."
Küçük çocuk babasının yanına geldi ve elini uzattı. Adam oğlunun elini tuttu. Çocuk bütün gücüyle çekti.
Adam ayağa kalktı.
Kadın mutfağa doğru yürüdü. Küçük çocuk annesinin peşinden giderken babasının elini bırakmadı.