Hikâye ·

Arena IX — Gece

Yarım kalan bir konuşmayı sürdürmek için yola çıkan bir çiftin, planlarının dışında gelişen bir akşamda birbirlerine biraz daha zaman verdikleri kısa bir hikâye.

- "Neden bu eski baraja geldik ki?" diye sordu kadın.

- "İlginç olabileceğini düşünmüştüm. Belki biraz da romantik," dedi adam, birlikte barajın merdivenlerini tırmandıkları sırada.

- "Hem buz gibi, soğuk, rutubetli bir barajın neresi romantik olabilir ki?" diye hayıflandı kadın.

- "Hemen mi göstermemi istersin, yoksa birazdan mı?" diye sordu adam, muzipçe gülümseyerek.

- "Sus be," dedi kadın ve güldü.

Barajın tepesine önce adam ulaştı. Kadın, adamın "Vay be!" dediğini duydu. Merakla adımlarını hızlandırdı ve yanına vardı.

- "Nasıl yani? Gerçekten bunun için mi getirdin beni buraya?" dedi.

Karşılarında yüzlerine vuran rüzgâr ve bulutlardan başka bir şey yoktu.

- "Ben de anlamadım ki. Benim hayalimdeki manzara bu değildi."

Belki uygun bir anda yarım kalan tartışmalarına dönmeyi hayal etmişti ama olmamıştı. Adamın hayal kırıklığı yüzünden okunuyordu. Kadın bunu görünce yanına yaklaşıp ona sarıldı.

- "Tamam, üzülme. Sorun değil. Hem ben zaten en başından beri istememiştim burayı. Benim istediğim oldu, fena mı?"

- "Öyle mi diyorsun?" dedi adam. O da kadına sarıldı ve gülümsedi.

- "Tabii ya, ne sandın. Benim daha iyi bir fikrim var ama soru sorma."

- "Emin misin?"

- "Sus be," dedi kadın.

Yine gülüştüler ve barajdan inmeye başladılar. Kadın çantasını arabadan aldı ve patikaya yöneldi. Adam peşinden giderken sordu:

- "Hava da kapamaya başladı. Nereye gittiğimizi bilmiyorsun, değil mi?"

- "Biliyorum tabii ki. En kötü ıslanırsın. Tuz musun şeker misin? Bir şey olmaz, yürümeye devam et."

- "Peki," dedi adam.

Bir süre sonra kadın patikadan ayrıldı ve otların arasına daldı. Adam şikâyet etmeye devam ediyordu:

- "Bu sinekler beni yedi bitirdi. Umarım buna değecek bir yere gidiyoruzdur."

- "Neyse ki sinek ilacı koymuştum, hadi yine iyisin. İşte, geldik."

Kadın, gölün ilerisinde sazlıkların sıklaştığı, izbe görünen bir yeri gösterdi ve çantasını açıp bir örtü yaydı.

- "Tamam, kabul ediyorum. Burası barajdan daha iyiymiş," dedi adam ve kadının yanına oturdu.

Kadın bir süre çantayı kurcaladı. En sonunda adama döndü:

- "Elma? Sadece elma mı koydun gerçekten? Senden yolda yememiz için bir şeyler koymanı istemiştim!"

- "Evet, en sevdiğin sulu kırmızı elmalardan koydum işte. Olmaz mı?" dedi adam ve güldü.

- "Sana inanamıyorum. Tabii ki olur ama elma yani," dedi kadın ve kahkahayı bastı.

Kadın elmayı eline aldı. Ona sanki kutsal bir eşyaymış gibi davranarak ciddi ciddi incelemeye başladı. Adam da dikkatle onu izliyordu. Kadın elmayı kıyafetine sildi, havaya kaldırdı ve ardından ağzına götürerek bir ısırık aldı.

Tam o sırada adam oyuna dahil olmak istercesine muzipçe bağırdı:

- "Hayır!"

Kadın bir anlığına afalladı ve ona döndü:

- "Ne oldu yine?"

- "Şey, ben elmayı yıkamayı unuttum da..."

- "Biliyorum," dedi kadın. "Sadece elmayı yıkamayı değil, benim dolaba yıkamadan elma koymadığımı da unutmuşsun."

Birlikte gülmeye başladılar. Kadın elmayı adama uzattı. Adam, tam kadının ısırdığı yerden bir ısırık aldı. Kadın kaşlarını kaldırdı.

- "Ciddi misin?"

- "Evet, ne oldu ki?"

- "Hiç."

- "Ne demek hiç?"

- "Hiç işte, yok bir şey."

- "Korkmam gereken bir hiç mi, yoksa hiç hiç mi?" dedi adam ve kadına doğru sokuldu.

O sırada bulutlar iyice yoğunlaşmış, tek tük yağmur damlaları düşmeye başlamıştı.

- "Hiç hiç. Ah, yağmur başladı!"

- "Evet, şimdi ne yapacağız?"

- "Azıcık daha sazlıklara yaklaşalım. Orası daha güzel. Biraz daha burada kalalım istiyorum."

- "Ben de."

Islanmaya aldırış etmeden örtüyü biraz daha sazlıklara yaklaştırdılar ve yan yana oturup gölü seyretmeye başladılar. Kadın kafasını adamın omzuna koydu. Bir süre bu şekilde gölü seyrettiler.

Adam kadına dönerek:

- "Aslında seni buraya biraz da konuşmak için getirmiştim," dedi.

Kadın bir anlığına kafasını adamın omzundan kaldırdı.

- "Konuşuruz," dedi.

Biraz bekledi ve adamın yüzüne baktı. Adam, kadının yüzüne düşen saçı eliyle düzeltti. Kadın kafasını tekrar adamın omzuna koydu.

- "Ama şimdi değil."

- "Peki," dedi adam.

Bir süre sessiz kaldı. Sonra kadına dönerek:

- "Sadece, erteledikçe konunun büyümesinden korkuyorum," dedi.

- "Merak etme," dedi kadın. "Gece uzun."