Arena serisi · 67/67 ·
Arena LXVII — Sonunda
Elinde beyaz bir papatyayla kapıyı açıp içeri girdi. Kapının üzerindeki metalik çan çaldı.
İçeride birkaç masa doluydu. Kasada önündeki kâğıtları inceleyen kadını görünce ona doğru yürüdü. Kadın başını kaldırdı. Bir an yüzüne baktı, ardından gözlüğünü çıkarıp tezgâha bıraktı.
Bir süre birbirlerine baktılar.
— "Merhaba."
— "Merhaba."
— "Gerçekten sen misin?"
— "Evet, benim."
— "Vay be. Gerçekten sensin."
— "Çok zaman oldu."
— "Evet."
— "Sonunda seni buldum."
— "Beni mi arıyordun?"
— "Evet. Bir süredir."
Kadının bakışları papatyaya kaydı.
— "Bunu sana getirdim."
Papatyayı uzattı. Çiçeği alıp yapraklarına baktı.
— "Unutmamışsın. Teşekkür ederim."
Tezgâhın altından uzun bir bardak çıkardı. Lavabonun yanına geçip papatyayı tezgâha bıraktıktan sonra bardağı musluğun altına tuttu. Yarısına kadar suyla doldurup çiçeği içine yerleştirdi.
Kasaya döndüğünde önündeki kâğıtları üst üste toplayıp kenara çekti, bardağı açtığı yere bıraktı.
— "Oturmaz mısın?"
— "Tabii."
Cam kenarındaki boş masalardan birini gösterdi.
— "Şuraya geç istersen. Ben de birazdan geliyorum."
— "Tamam."
Gösterdiği masaya geçip oturdu. Paltosunu çıkarıp yanındaki sandalyeye bıraktı. Kasanın yanındaki papatya buradan da görünüyordu.
Bir süre sonra kadın yanına geldi.
— "Ne içersin?"
— "Zahmet olmasın."
— "Yok canım ne zahmeti, benim işim bu."
— "O zaman bir çay alırım."
— "Nasıl olsun?"
— "Her zamanki gibi."
— "Tamam, hemen getiriyorum."
Tezgâha dönüp Garsonla birkaç kelime konuştuktan sonra iki bardak çay hazırladı.
Çay tepsisiyle yaklaştığını görünce sandalyesinden doğruldu.
— "Otur otur, kalkma."
Çaylardan birini ona uzattı, diğerini kendi önüne koyup karşısındaki sandalyeye oturdu.
— "Nasılsın bakalım?"
— "İyiyim. Ya sen nasılsın?"
— "Ben de iyiyim."
— "Buranın sana ait olduğunu bilmiyordum."
— "Uzun zamandır buradayım."
— "Güzel bir yer olmuş."
— "Teşekkür ederim. Çok emek verdim."
— "Elinin değdiği belli oluyor."
Kadın çayından bir yudum aldı.
— "Sen neler yapıyorsun?"
— "Emekli oldum. Çocuklarla vakit geçiriyorum artık."
— "Evlendiğini duymuştum. Kaç çocuğun oldu?"
— "Bir oğlum var. Bir de torunum."
— "Öyle mi? Allah bağışlasın. Kız mı, erkek mi?"
— "Kız ama hiç yerinde durmuyor. Babasına çekmiş."
— "Ne güzel."
"İyi ki geldim," diye düşündü.