Hikâye ·
Arena XII — Gerekçe
Bir hüküm beklerken kendisini suçlanan tarafta bulan bir adamın, haklı olmakla doğru hükme ulaşmak arasındaki farkı sorguladığı kısa bir hikâye.
Yaşadıkları anlaşmazlığı çözmek için krala başvurmuştu. Kralın önüne çıktığında her şeyin çok kolay olacağını düşünüyordu. Tüm kanıtlar onun lehineydi.
Duruşma günü geldiğinde kralın huzuruna çıktılar. Kralı selamladılar ve önünde diz çöktüler. Kral, şikâyetin sahibi adama döndü:
- "Neden buraya geldin?"
- "Hükmünüz için, kralım."
- "Ne konuda hüküm vermemi istiyorsun?"
Şikâyetçi adam hiç duraksamadan yanıtladı:
- "Şurada gördüğünüz adam, kralım, bana çok büyük haksızlık etti."
Bir anda bütün gözler diğer adama döndü. Kral bu kez ona baktı:
- "Bu konuda sen ne söyleyeceksin?"
Şikâyet edilen adam sakin bir şekilde yanıtladı:
- "Ben masumum, kralım. Asıl o bana haksızlık etti."
Şikâyetçi adam bu sırada avuçlarının arasındaki eski mektubu sıkıyordu. Omuzları da kasılmıştı.
Kral iki tarafı da sırayla dinledi. Bir taraf kanıtlarını sundu, diğer taraf kendisini savundu. Hüküm anı geldiğinde kral, bir zamanlar kendisinin durduğu yerde bekleyen danışmanına doğru eğildi. Bir süre sonra aralarındaki konuşma sona erdi ve kral yeniden adama döndü:
- "Hükmümü açıklıyorum! Haklısın!"
Bir anda adamın omuzları gevşedi.
Kral konuşmasını sürdürdü:
- "Ama..."
Birkaç saniye sustu.
Adam ne olduğunu anlayamamıştı. Şaşkınlıkla krala bakıyordu. Avucunda tuttuğu eski mektup sıkılmaktan iyice buruşmuştu.
- "Yine de suçlu olduğuna hükmettim."
Kendisini suçlanan tarafta bulmayı hiç beklememişti. Şimdiyse kralın önünde diz çökmüş, ağzından çıkacak gerekçeyi bekliyordu.
İtiraz etmeyi düşündü. Daha fazla kanıt sunmayı düşündü. Ama hüküm artık verilmişti.
Kral gerekçesini açıkladı:
- "Sana yapılan haksızlık gerçek, evet. Fakat sen onun dostuydun."
Adam bir süre kralın devam etmesini bekledi.
- "O hâlde buna engel olmak senin rolündü"
Adam bir süre sessiz kaldı. Sonra karşısındaki adama baktı:
- "Peki onun rolü neydi, kralım?"
Kral kaşlarını kaldırdı. Önce adama, sonra diğer adama, ardından danışmanına baktı.
Kimse konuşmadı.
Adam elini gevşetti. Bir süre buruşmuş mektuba baktı. Düzeltmeye çalıştı ama eski hâline getiremedi.
En sonunda mektubu katladı, cebine koydu ve ayağa kalktı.