Hikâye ·
Arena XIV — Yokluk
Yavrularını doyurmak için her gün güvendiği yere giden bir annenin, alıştığı düzen bozulduğunda kendisini sessiz bir evde mahsur bulduğu kısa bir hikâye.
Karnı çok acıkmıştı. Üstelik emzirmesi gereken dört yavrusu vardı. Yine de bu durum onu hiç endişelendirmiyordu. Ne yapması gerektiğini biliyordu. Yaşlı çiftin her zaman onun için yemek bıraktığı yere gidecekti.
Havanın yağmurlu olmasını dert etmedi. Binaların birbirine yakınlığı ona yeterince koruma sağlıyordu. Her zamanki sakinliğiyle çiftin evine doğru yola koyuldu.
Eve vardığında ilk anda neyin ters gittiğini anlayamadı. Yemek yoktu. Hem kendisinin hem de yavrularının karnını doyurması gerekiyordu. Kısa bir an kendisini unutmuş olabileceklerini düşündü.
Ardından pencere pervazına tırmandı. Perdeler açıktı ama içeride herhangi bir hareket yoktu. Pencerenin üstten aralık olduğunu gördü. Çift onu daha önce birkaç kez bu pencereden içeri almıştı. Hiç tereddüt etmeden sıçradı.
Kulaklarını dikti ve etrafını incelemeye başladı. O anda biri onu görse, doğuştan bir avcı olduğunu düşünebilirdi. Oysa avcılık adına bildiği tek şey yaşlı çiftle oynadığı oyunlardan ibaretti. Karnını ise hep onların bıraktığı mamalar doyurmuştu.
Evde çıt çıkmıyordu. Yalnızca buzdolabının soğuk ve ruhsuz tıkırtıları geliyordu kulağına. Yavaşça evin içinde dolaşmaya başladı. Çifti arıyordu.
Masada birkaç kitap. Koltuğun üzerinde, ikisini daha önce birlikte altında gördüğü battaniye. Her şey yerli yerindeydi.
Başını kaldırıp havayı kokladı. Çiftin kokusu çok zayıflamıştı. Mama kokusunu takip etti ve kilerin önünde durdu.
Mama oradaydı.
Bir an rahatladı. Sonra saklama kabını fark etti. Kabı patisiyle yokladı. Bir kenarına pençesini takmayı denedi. Kapak oynamadı.
Uzun zamandır yemeğini yaşlı çift veriyordu. Yemek aramak zorunda kalmayalı o kadar uzun zaman olmuştu ki ne yapacağını bilmiyordu. Bir süre daha evi koklayarak dolaştı. Yiyebileceği hiçbir şey bulamadı.
En sonunda yavrularının yanına dönmeye karar verdi. Eve girdiği pencereye geri döndü.
Pencere artık aralık değildi.
Patisiyle pencereyi yokladı. Birkaç kez itmeyi denedi ama açılmadı.
Çıkamıyordu.
Evde mahsur kalmıştı.