Arena serisi · 45/45 ·
Arena XLV — Karşılık
Oğlu babasının elini bırakmadan annesine döndü.
— "Şu sazlık hikâyesini bir daha anlatsana."
Gülümsedi.
— "Kaç kere anlattım onu."
— "Her seferinde başka bir yerini atlıyorsun."
— "Çünkü sen her seferinde başka bir yerini soruyorsun."
— "Bu sefer baştan anlat."
Sandalyesinde biraz geriye yaslandı.
— "Peki. O gece yağmur yağarken korunmasız bir şekilde..."
— "Anne!"
Gülmeye başladı.
— "Ne var?"
— "Ciddi anlat."
— "Ciddi anlatıyorum. Şemsiyemiz yoktu."
— "Ne demek istediğini biliyorum."
Oğlu başını iki yana sallarken hâlâ gülüyordu.
— "Tamam, tamam. Baban beni eski bir baraja götürmüştü. Çok romantik olacağını düşünüyordu."
— "Ama olmamıştı."
— "Hem de hiç. Yukarı çıktık, karşımızda bulutlardan başka bir şey yoktu. Suratını görmen lazımdı."
Oğlu güldü.
— "Sonra sen sazlıkları buldun."
— "Buldum demeyelim. Nereye gittiğimi biliyormuş gibi yürüdüm. Tabii bunu babana hiç belli etmedim."
— "Bunu daha önce söylememiştin."
— "Çünkü baban hâlâ bildiğimi sanıyor olabilir."
Kocasına kısa bir bakış attıktan sonra yeniden oğluna döndü.
— "Neyse, patikadan çıktık. Baban bütün yol boyunca sineklerden şikâyet etti durdu. Sonunda sazlıkların oraya vardık. Örtüyü serdim, çantayı açtım..."
— "Ve elma."
— "Ve sadece elma. Baban yolda yememiz için hazırladığı çantaya sadece elma koymuştu."
— "Ama en sevdiğin elmalardan."
— "O da yıllardır aynı savunmayı yapıyor."
Oğlu yeniden güldü.
Bir süre düşündü.
— "Sonra birini aldım, kıyafetime sildim ve ısırdım. Babana uzattım. O da diğer tarafından bir ısırık aldı."
— "Aynı yerden."
— "Hayır, aynı yerden değildi. Sen..."
Sustu. Başını yavaşça yatağa çevirdi.
Kocasının gözleri açıktı. Kıpırdamadan ona baktı.
Oğlu da dönüp babasına baktı.
— "Baba?"
Kocası gözlerini oğluna çevirdi.
Oğlu elini biraz daha sıkı tuttu.
Bu kez karşılık geldi.
Anne ne söyleyeceğini düşündü ama ağzından hiçbir şey çıkmadı.
Yatağa biraz daha yaklaştı. Gülümsemeye çalıştığında gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Birini eliyle sildi ama hemen ardından bir başkası daha geldi.
— "Aynı yerden miydi gerçekten?" dedi.
Kocasının ağzının kenarı hafifçe kıvrıldı.
— "Aynı yerden."
Ona doğru biraz daha eğildi.
Kocası elini uzattı. Parmakları yanağına değdiğinde kıpırdamadı.
Başparmağı gözünün altındaki yaşı sildi.