Arena serisi · 46/46 ·
Arena XLVI — Yanına
Telefonunda alarmı kurdu.
— "On dakika sonra istasyon değiştiriyoruz çocuklar."
İlk masaya geçti. Bir öğrencinin yazdığı cevabı okuyup bir satırı gösterdi.
— "Burada ne demek istedin?"
Çocuk parmağıyla altındaki cümleyi işaret etti.
— "Şunu hocam."
Biraz eğilip yeniden baktı.
— "O zaman bunu da yaz bakalım."
Çocuk kalemini aldı.
Yan masaya geçerken bir sandalye sesi duydu. Mavi kâğıdın olduğu masadaki çocuk yanındaki sandalyeyi biraz dışarı çekti.
Bir kız masaya yaklaştı.
— "Sen buraya mı geçtin?"
— "Evet."
— "Ben de buraya gelecektim."
— "İstersen sarıya da geçebilirsin."
Kız birkaç saniye bekledi.
— "Peki madem."
Sarı kâğıdın olduğu masaya yöneldi.
Çocuk arkasından baktıktan sonra yanındaki sandalyeyi geri itti.
O sırada arka taraftan biri elini kaldırdı.
— "Hocam!"
Yanına gitti. Süre dolana kadar iki masaya daha uğradı.
Telefonundaki alarm çalınca kapattı.
— "Değişme vakti!"
Öğrenciler yerlerinden kalktı. Yeni yerlerine oturmalarını beklerken alarmı yeniden kurdu.
Pencerenin yanındaki masada aynı cevabı iki kez yazmışlardı. Birini çizip diğerinin yanına küçük bir işaret koydu.
— "Bir tanesi yeterli."
Masadan ayrılırken sarı kâğıdın olduğu taraftan gülüşmeler geldi. Kız iki arkadaşıyla aynı kâğıdın üzerine eğilmişti.
Alarm yeniden çaldı.
Öğrenciler bir sonraki istasyona geçerken masaların arasında dolaştı. Mavi masaya geldiğinde kız çoktan oturmuştu. Çocuk birkaç saniye ayakta kaldıktan sonra karşısındaki sandalyeyi çekti.
Yan masadaki bir öğrenci elini kaldırdı.
— "Hocam, bu doğru mu?"
Cevabının yanına soru işareti koymuştu.
— "Bir daha oku bakalım."
Çocuk okumaya başladı.
Arkasından kızın sesi geldi.
— "Madem istemiyordun söyleseydin keşke."
— "Neyi?"
— "Yanına gelmemi."
Kısa bir sessizlik oldu.
— "Ben öyle bir şey demedim ki."
— "Ama sarıya geç dedin."
— "Geçebilirsin dedim."
— "Aynı şey."
— "Aynı şey değil."
Öğretmen önündeki kâğıda döndü. Çocuk hâlâ aynı satıra bakıyordu.
— "Bir üsttekiyle karşılaştır bakalım."
Çocuk parmağını yukarıdaki cevaba götürdü.
Arkasındaki konuşma devam etti.
— "Ama ben öyle anladım."
— "Öyle demek istemedim ki."
— "Tamam."
Bir süre ses gelmedi.
— "Tamam."
Öğretmen diğer masaya geçti.
Birkaç dakika sonra mavi masanın yanından yeniden geçerken kız kâğıdın ortasındaki boşluğu gösterdi.
— "Şunu sen yazsana."
Çocuk kalemi eline aldı.
— "Ne yazayım?"
— "Az önce dediğin şeyi."
— "Yanına da kedi çizeyim mi? Sen seversin."
— "Şimdi olmaz."
— "Peki," dedi ve güldü.
Çocuk kâğıdın üzerine eğildi.
Öğretmen yürümeye devam etti.
Telefonundaki alarm iki kez daha çaldı. Her seferinde kapatıp yeniden kurdu. Bir grubun eksik cevabını gösterdi, yere düşen kalemi sahibine uzattı.
Dersin bitmesine iki dakika kala son alarmı kapattı.
— "İki dakikanız kaldı çocuklar."
Süre dolunca tahtanın önüne geçti.
— "Tamamdır. Kâğıtlar masalarda kalsın. Bugünlük bu kadar."
Öğrenciler çantalarını toplamaya başladı.
— "İyi akşamlar hocam."
— "İyi akşamlar."
Son öğrenci de çıktıktan sonra pencereyi kapattı. Masalardaki kâğıtları toplamaya başladı.
Yeşil kâğıdı aldı. Ardından kırmızıyı ve sarıyı diğerlerinin üzerine koydu.
Mavi kâğıdı en son aldı.
Cümlenin yanında silinmiş ama izi kalmış küçük bir kedi vardı. Başının üzerine başka bir kalemle iki küçük kulak çizilmişti.
Kâğıdı kendi çekmecesine koydu.