Hikâye ·

Arena XVII — Birlikte

Yağmurda oynayıp sırılsıklam olan torununu karşılayan bir anneannenin, çocuğun park davetiyle beklemediği bir sohbetin içine çekildiği kısa bir hikâye.

"Sırılsıklam olmuşsun yavrum! Bu üstünün başının hâli de ne! Annen seninle böyle mi ilgileniyor?" dedi torununu görür görmez. Kızına bakmadan çocuğa doğru eğildi.

- "Hiiç, parkta biraz oyun oynadık anneanne. Bol bol kaydıraktan kaydım biliyor musun?"

- "Belli oluyor! Hadi, şimdi üzerini değiştirmemiz gerek," dedi ve kızına döndü. "Yedek kıyafet getirmişsindir umarım."

O sırada çocuk tekrar araya girdi:

- "Anne, yarın yine parka gidelim mi?" dedi gözlerinde parıltıyla.

Annesi çocuğa tebessümle baktı. Anneanne ise bir kaşını kaldırdı. Çocuğun elinden tutarak:

- "Hadi, oyalanmadan üstünü değiştirelim. Hasta olacaksın," dedi ve üzerini değiştirmeye götürdü.

Çocuğun üzerini çıkardığı sırada çocuk meraklı gözlerle:

- "Anneanne, sen de yağmuru seviyor musun?" diye sordu.

- "Hayır yavrum, o da nereden çıktı şimdi? Yağmur sevilir mi?"

- "Sevilir tabii! Yoksa baban seni yağmurda dışarıya çıkartmıyor muydu?"

- "Baban seni yağmurda dışarı mı çıkarıyor? Ama hasta olacaksın!"

- "Evet anneanne. Islanıyoruz ama çok eğleniyoruz. Hem biliyor musun anneanne? Ben yağmurlu bir gecenin ürünüymüşüm."

- "O da ne demek?!" diye şaşkınlıkla çocuğa baktı.

- "Bilmiyorum ki anneanne. Babamın yağmurdan korkmamam için söylediği bir şey sanırım. Hem sen neden bu kadar çok şaşırdın ki?"

- "Ben mi? Hayır yavrum, şaşırmadım. Sana öyle gelmiştir. Hadi şimdi çok konuşma da kurulayalım seni."

Anneannesi çocuğu kuruladı. Üzerindekileri değiştirdi.

- "Hadi gel şimdi sana sıcak bir süt ısıtalım," dedi şefkatle.

- "Oleey!" dedi çocuk ve sevinçle birkaç kez zıpladı. Sonrasında da:

- "Yanına çikolata da yiyebilir miyim?"

- "Tabii ki yavrum. Sen gelmeden önce en sevdiklerinden aldırdım dedene."

Çocuk bunu duyunca yine sevinçle zıpladı.

- "Anneanne, yarın sen de bizimle parka gelsene."

- "Ben seni ne zaman istersen parka götürürüm yavrum."

- "Hayır anneanne, öyle değil," dedi çocuk harfleri uzatarak.

- "Nasılmış peki?"

- "Sen de oynarsın benimle."

- "Ben seni oynatırım yavrum."

- "Hayır anneanne, öyle değil! Birlikte oynarız diyorum. Kaydıraktan kayalım, olmaz mı?"

Anneannesi şaşkın bir yüz ifadesiyle:

- "Aa, üstüme iyilik sağlık. Bu yaşta kaydıraktan mı kayacakmışım? Kızım, sen bu çocuğa neler öğretiyorsun böyle!"

- "Evet anneanne, lütfen," dedi çocuk yalvaran gözlerle.

Anneanne bir an için tepkisiz kaldı. Bir yandan da çocuğu izliyordu. O sırada süt kaynadı. Anneanne sütü ocaktan aldı ve bardağa koydu. Bardağı çocuğa verdi:

- "Dikkat et yavrum, sıcaktır."

- "Teşekkür ederim anneanne. Benimle parkta oynamaya geleceksin, değil mi?"

- "Yağmur yağmazsa gelirim yavrum."

- "Anneanne?"

- "Efendim yavrum?"

- "Sen tuz musun yoksa şeker misin?"

- "O da ne demek?"

- "Yağmurdan neden bu kadar korkuyorsun? Erimezsin ki."

Anneanne bu sözü duyunca hafifçe gülümsedi.

- "Peki yavrum. Yarın bir gelsin de bakalım."

- "Oleeey!"

- "Hadi şimdi sütünü de alıp dedenlerin yanına geçelim."

Çocuğun arkasından mutfaktan salona doğru yürümeye başladı. Holden geçtiği sırada bir an için kapının yanındaki şemsiyeye baktı. Sonra salona geçti.