Hikâye ·
Arena XVIII — Bakış
Bir sorunu çözerek odadaki bütün bakışları üzerine çeken genç bir çalışanın, görünür olmanın beraberinde getirdiği beklentilerle karşılaşmasını anlatan kısa bir hikâye.
Odadaki tüm gözler ona dönmüştü.
- "İşte! Sorun çözüldü!" diye bağırdı ve bir anda herkes ekranına yaklaştı.
Yüzünün yandığını hissetti. Sorulan soruları yanıtladı. Bulduğu çözümü anlattı. Ona bu şansı veren adama baktı. Sandalyesine yaslandığını gördü ama ilgisi artık onun üzerinde değildi. Bir anlığına bu durumdan rahatsızlık duydu.
"Başaramadım mı acaba?" diye düşündü.
O sırada herkes işine döndü. Artık kimse genç çalışanla ilgilenmiyordu.
Lavaboya gitti. Aynanın karşısında üstünü başını düzeltti. Mutfağa geçti. Kendisine kahve alırken adam için de bir bardak aldı. Odaya döndüğünde doğrudan adamın yanına gitti ve kahveyi uzattı. Adam kahveyi aldı, teşekkür ederek işine döndü.
Genç kız birkaç saniye daha yanında kaldı. Adamın yeniden ona dönmesini bekledi ama adam işine devam etti. Bir soru sormayı düşündü ama vazgeçti. Yerine oturdu. Yüzünün düştüğünü fark etti. Kendini oyalamak için işine döndü.
Bir süre bulduğu çözümü inceledi.
"Daha iyisini yapabilir miydim acaba?" diye düşündü.
Alternatifleri inceledi. O sırada müdür odadakilere dönerek:
- "Bir sorunumuz daha var arkadaşlar. Kim bununla ilgilenmek ister?" diye sordu.
Odada tanıdık bir sessizlik oldu. Müdürün ve odadaki birkaç kişinin bakışları genç kıza döndü. Kız yüzünün yine kızardığını hissetti.
- "Ben ilgilenebilirim, Müdür Bey," dedi sesinin titremesine engel olmaya çalışarak.
Müdür memnuniyetle başını sallayıp odadan ayrıldı.
Genç kız önündeki işi incelemeye başladı. İnceledikçe işin sandığından çok daha zor olduğunu gördü.
"Neden bunu yapmak zorunda hissettim ki?" diye fısıldadı kendi kendine.
Adamın dalgın bir şekilde önündeki not defterine baktığını gördü. Yanına gitti. Kız yanına geldiğinde adam hızla defterini kapadı. Kız bir an için rahatsızlık duydu. Bu rahatsızlığı görmezden geldi.
Adamın kahvesini bitirmediğini fark etti.
- "Kahveniz soğumuş galiba, yenisini getirmemi ister misiniz? Hem size sormak istediğim bir soru vardı," dedi sesindeki küçük titremeye engel olamadan.
- "Ah evet, lütfen. Bugün her zamankinden daha dalgınım sanırım," diye yanıtladı adam ve gülümsedi.
Kız hızla lavaboya gitti. Aynanın karşısında üstünü başını yeniden düzeltti. Mutfağa geçti. İki kahve aldı ve odaya döndü. Kahveleri adamın oturduğu yere koydu. Bilgisayarını alıp adamın yanına geçti.
Üzerine aldığı işle ilgili sorular sordu. Adam zaman zaman birkaç soru sorarak düşünmesine yardımcı oldu. Bir süre sonra genç kız sorunu çözüme ulaştırdı. Omuzlarından büyük bir yükün kalktığını hissetti.
Adama baktı.
Adam sadece hafifçe gülümsedi.
- "Eline sağlık," dedi sakin bir sesle. "Gördüğün gibi, sandığın kadar bana ihtiyacın yokmuş."
Genç kız birkaç saniye daha ona baktı. Daha büyük bir övgü beklemişti.
Tam o sırada arkasından bir ses duydu. Odadaki kıdemli çalışanlardan biri elindeki bilgisayarla ona doğru yaklaşıyordu:
- "Bunu o kadar hızlı çözdün ki... Acaba şuna da bir göz atabilir misin? Sen halledersin."
Genç kız bir anda odadaki diğer birkaç kişinin de beklentiyle kendisine baktığını fark etti.
"Tabii," demek istedi ama sesi çıkmadı.
Omuzlarının kasıldığını hissetti. Yüzündeki o tanıdık yanma hissi geri gelmişti.
Tekrar adama döndü ama adamın oturduğu koltuk artık boştu.