Hikâye ·

Arena XX — Mayıs

Her mayıs yeniden başlayan bir ritüelin, sessiz bir tanığın gözünden değişen sesler ve eksilen parçalarla birlikte sürdüğü kısa bir hikâye.

Mayıs geldiğinde ilk kez açtı. Güneşi hissetti. Bir süre sonra toprak titredi. Ardından bir kez daha. Sonra bir kez daha. Ve bir kez daha.

O gün güneş ona sık ulaşmadı. Gölgeler gelip gidiyor, yanındaki toprak her seferinde biraz daha ağırlaşıyordu. O gün ilk kez yağmurun tuzlu da yağabileceğini öğrendi. Günün sonunda, sabah yanında olmayan bir yükselti vardı.

Sonraki günlerde üzerine düşen gölgeler giderek azaldı. Topraktaki yükseltinin yerinde artık soğuk bir beton vardı. Sabah güneşi henüz ona ulaşmamışken, toprakta daha önce hiç duymadığı kadar küçük titreşimler duydu. Titreşim giderek yaklaşıyordu.

Birden bir parçasının eksildiğini hissetti.

Aynı anda ince, tiz bir ses: "Seviyor," dedi.

Bir parçası daha eksildi. "Sevmiyor," dedi.

Bir kez daha. Sonra bir kez daha.

Bir süre sonra: "Seviyor," dedi ses.

Küçük titreşimler yavaş yavaş uzaklaştı. Güneş yeniden üzerine düştüğünde beyaz parçalarının çoğu artık yoktu.

Zamanla güneş ona giderek daha az ulaştı. Sapı kurudu. Son beyaz parçasını da ne zaman kaybettiğini fark etmedi.

Sonra bir gün yeniden güneşi hissetti.

Mayıs gelmişti.

Yanındaki soğuk yükselti değişmemişti.

Bir süre sonra küçük titreşimler yeniden yaklaştı. Geçen yıl duyduğu ince sese benzeyen bir ses vardı.

"Seviyor."

Ve bir parçası eksildi.

"Sevmiyor."

Ve bir parçası daha.

Ses aynı kelimeleri sırayla söylemeye devam etti. Son beyaz parçası da koptuğunda: "Seviyor," dedi ses yine.

Titreşimler bir süre daha yanında kaldı. Sonra uzaklaştı.

Günler geçti. Güneş azaldı. Sapı yeniden kurudu.

Bir sonraki mayısta tekrar açtı.

Soğuk yükselti hâlâ yanındaydı. Bu kez küçük titreşimlerin gelmesi uzun sürmedi. Ses artık eskisi kadar ince değildi.

"Seviyor."

Ve bir parçası eksildi.

"Sevmiyor."

Ve bir parçası daha.

"Seviyor," dedi ses yine.

Sonraki mayıs da öyle.

Bir sonraki de.

Her mayıs yeniden açıyordu. Küçük titreşimler yeniden geliyordu. Beyaz parçaları birer birer eksiliyordu. Ses değişiyordu ama kelimeler değişmiyordu.

Ta ki o mayısa kadar.

"Seviyor."

Bir parçası eksildi.

"Sevmiyor."

Ve bir parçası daha.

"Seviyor."

"Sevmiyor."

Son beyaz parçası da koptu.

"Sevmiyor," dedi ses.

O sırada yağmur yeniden başladı.

Titreşimler uzaklaşmadı.

Uzun süre hiçbir şey olmadı.

Sonra üzerine büyük bir gölge düştü.

Sapı bir anda toprağa değene kadar eğildi.

O yıl güneşi bir daha hissetmedi.

Sonra mayıs yeniden geldi.