Hikâye ·

Arena XXI — Akış

Bir hükmün ardından saraydan ayrılan bir adamın, bir köprüde eski mektubu ve akan ırmakla baş başa kalışını anlatan kısa bir hikâye.

Adamın kraldan izinsiz ayağa kalktığını gören muhafızlar krala baktı. Tam harekete geçecekleri sırada kral onlara bir işaret yaptı.

Adam kapıya doğru yöneldi. Önce odadan, sonra da saraydan çıktı.

Bir süre nereye gittiğini bilmeden yürüdü. Tenini aşındıran borayı umursamadı. Ne yanından geçen insanları ne de yanından geçtiği insanları fark etti. Ellerini cebine soktu, başını önüne eğdi ve yürümeye devam etti.

Bir süre sonra bir köprünün üzerine geldi.

Durdu.

Korkuluklara doğru ilerledi. Altından akan ırmağın sesini ilk kez o zaman fark etti. Su, köprünün ayaklarının arasından geçip gidiyordu. Bakışları bir süre akıntıyı takip etti. Ardından suyun üzerinde hızla uçan yalıçapkınlarına çevrildi.

Ne kadar zaman boyunca onları izlediğini fark etmedi.

Bora yüzüne vurmayı sürdürüyordu. Burnu akmaya başladı. Ellerini biraz daha cebine gömdü.

Parmakları mektuba değdi.

Bir süre öylece kaldı.

Sonra mektubu cebinden çıkardı.

Kâğıt hâlâ buruşuktu. Kat yerleri artık daha belirgindi. Adam mektubu açtı. Her bir satırı, her bir harfi tekrar tekrar okudu. Bazı cümlelerde uzun süre durdu. Sonra başa dönüp yeniden okudu.

"Neden?" diye düşündü.

Başparmağıyla kâğıdın üzerindeki buruşuklukları düzeltmeye çalıştı.

Olmadı.

Bir damla yaş yanağından süzüldü ve mektubun üzerine düştü.

Adam gözünü kırpmadan baktı.

Gözyaşının değdiği bir harf yavaşça dağıldı.

Başını kaldırdığında gökyüzünün ne zaman karardığını fark etmediğini düşündü. Irmağın üzerinde koyu bulutlar birikmişti.

Yeniden mektuba baktı.

O sırada bora birden sertleşti.

Kâğıt parmaklarının arasından kurtuldu.

Adam refleksle uzandı.

Tam yakalayacakken önünden bir karaltı geçti.

Bir karga mektubu havada gagasıyla kavradı ve hızla uzaklaşmaya başladı.

Adam birkaç saniye ne olduğunu anlayamadı. Sonra kuşun ardından baktı.

Karga küçüldü.

Biraz daha küçüldü.

Sonunda koyu bulutların arasında kayboldu.

Adam boş kalan ellerine baktı.

Sonra korkuluklara tırmandı.

Ellerini yeniden cebine koydu. Bir anda adamın omuzları gevşedi. Farkında olmadan tuttuğu nefesi bıraktı. Birkaç saniyeliğine her şeyin bittiğini sandı.

Bir süre ırmağa baktı.

Yanağından bir damla daha süzüldü.

Sonra bir tane daha.

Köprüden aşağı, ırmağa doğru bakmaya devam etti.