Hikâye ·

Arena XXII — Yerinde

Babasının hastanede olduğu yağmurlu bir günde aile evine uğrayan bir adamın, geçmişten kalan izler ve değişen bir düzenle karşılaştığı kısa bir hikâye.

Uçaktan indiğinde ilk işi telefonundaki uçak modunu kapatmak oldu. Bildirimler düşmeye başladı. Hiçbirine bakmadan annesini aradı. Telefon ikinci çalışta açıldı.

- "Anne, babam nasıl oldu?"

Karşı tarafta kısa bir sessizlik oldu.

- "Aynı oğlum. Doktorla biraz önce konuştum. Şimdilik beklememiz gerektiğini söyledi."

Adam valizinin sapını biraz daha sıktı. Terminal çıkışına doğru yürümeye devam etti.

- "Peki ya sen nasılsın anne?"

Annesi bu kez hemen cevap vermedi.

- "Bilmiyorum," dedi sonunda. Ardından daha alçak bir sesle ekledi: "Yanımda olabilirsen sevinirim oğlum."

- "Geliyorum anne."

- "Yağmuru görünce hastanenin bahçesinde kaydıraktan kaydığın günü hatırladım biraz önce," dedi annesi.

- "Evet, hatırlıyorum," dedi. "Penceredeki bir kadına el sallamıştım hatta."

Yağmur o sırada terminalin camlarına hızla çarpıyordu. Birkaç dakika sonra taksiye bindiğinde trafik neredeyse durmuştu. Araç birkaç metre ilerliyor, ardından yeniden duruyordu.

Bir süre camdan dışarı baktı. İnsanlar şemsiyelerinin altına sığınıyor, bazıları binaların saçaklarında yağmurun hafiflemesini bekliyordu.

Ardından kaldırımın kenarında yürüyen bir kedi gördü. Hayvan yağmurdan pek rahatsız olmuş gibi görünmüyordu.

Adam doğruldu.

Annesiyle babası her gün evin önüne mama bırakıyordu. Hastaneye geldiklerinden beri bunu birkaç kez kendisi yapmıştı. Sonra iş seyahati çıkmıştı.

Telefonundan haritayı açtı. Hastaneye giden rotaya baktıktan sonra annesiyle babasının evini seçti.

- "Şuradan önce bir yere uğrayabilir miyiz?" diye sordu şoföre.

Evin önüne geldiklerinde yağmur hâlâ aynı şiddette yağıyordu. Adam ücretini ödeyip valizini bagajdan aldı. Kapıya doğru yürürken kedilerin her zaman mama yediği yere baktı.

Kap boştu. Eğilip kabı aldı, ardından anahtarı çıkarıp kapıyı açtı.

İçeri girer girmez durdu.

Yoğun bir koku vardı.

Kaşlarını çattı, valizini kapının yanında bıraktı.

- "Bu ne böyle?" diye mırıldandı.

Kapıyı arkasından kapatmadı. Bir süre olduğu yerde bekledi.

Ev sessizdi.

Salonun ışığını açtı. İlk bakışta olağan dışı bir şey göremedi. Masada birkaç kitap, koltuğun üzerinde bir battaniye. Her şey yerli yerindeydi.

Kokuysa içeride daha da ağırlaşıyordu.

Burnunu eliyle kapatıp birkaç adım attı. Mutfaktan geçtiği sırada bir ses duydu.

Olduğu yerde durdu.

- "Pisi?"

Birkaç saniye bekledi.

Aynı sesi yeniden duydu.

Bu kez salondan geliyordu.

Yavaşça geri döndüğünde koltuğun altındaki karanlıkta parlayan gözleri gördü.

- "Sen neden buradasın bakalım?"

Kedi hareket etmedi.

Adam çömeldi. Onu tanıması birkaç saniye sürdü. Annesiyle babasının aylardır beslediği kediydi.

Elini uzatacak oldu, sonra vazgeçti.

- "Nasıl girdin sen içeri?"

Kedi gözlerini ondan ayırmıyordu.

Adam etrafa baktı. Pencereye yöneldiğinde kenarında birkaç pati izi gördü. Salonun diğer köşesindeki küçük lekeyi de o zaman fark etti.

Burnunu buruşturdu.

Bir süre pencereye, ardından da kediye baktı.

Mutfağa geçti. Bir kaba su doldurdu, kilerdeki mamayı bulup başka bir kaba koydu ve ikisini de salonun ortasına bıraktı.

Kedi önce hareket etmedi. Adam birkaç adım geri çekilince koltuğun altından çıktı. Önce suya, ardından mamaya yöneldi.

Adam onu izlerken telefonu çaldı.

Ekranda annesinin adı vardı.

- "Oğlum, iyi misin? Merak ettim."

Adam gözünü kediden ayırmadı.

- "İyiyim annecim. Önce sizin eve uğradım anne. Hemen geliyorum."

Kedi mamadan başını kaldırıp açık kalan kapıya baktı. Adam da baktı.

- "Bir şey mi oldu?" diye sordu annesi.

- "Hayır anne, sadece kedi," dedi adam. "Birazdan anlatırım."

Kedi birkaç adım attı, durup başını adama çevirdi. Sonra kapıdan çıktı ve hızla uzaklaştı.

- "Oğlum?"

Annesinin sesiyle yeniden telefona döndü.

- "Geliyorum anne," dedi. "Sadece birkaç dakika daha."

Karşı tarafta kısa bir sessizlik oldu.

- "Tamam oğlum. Bekliyorum."

Telefonu kapattı. Bir süre açık kapıya baktıktan sonra salonun köşesindeki lekeyi temizledi.

Pencereye gidip üstten araladı.

Sonra mutfağa geçti ve boş mama kabını doldurdu. Kapıyı çekip kilitledi. Dışarı çıkıp kabı her zamanki yerine bıraktı.