Hikâye ·

Arena XXIII — Sıra

Yoğun bir iş gününe hazırlanan bir terapistin, yıllardır boş duran bir kitap ve kendi takvimindeki bir randevuyla karşılaşmasını anlatan kısa bir hikâye.

Alarm çalmadan birkaç dakika önce uyandı.

Bir süre tavana baktı. Sonra telefonunu komodinden alıp saate baktı. Alarmı kapattı ve yataktan kalktı.

Perdeyi açtı. Hava kapalıydı.

Mutfağa geçip kahve makinesini çalıştırdı. Kahve olurken telefonundaki takvimi açtı. Gün boyunca art arda dizilmiş seanslara göz gezdirdi.

Parmağını ekranda aşağı doğru kaydırdı.

Akşamüstü kendi terapi randevusunu gördü.

Bir süre baktıktan sonra telefonu tezgâha bıraktı.

Kahvesini alıp salona geçti.

Dün akşam masanın üzerine bıraktığı kitap hâlâ oradaydı.

Kapağında büyük harflerle "Adventure Book" yazıyordu. Üzerinde balonlarla havalanan küçük bir ev vardı.

Fincanı masaya bıraktı ve kitabı eline aldı.

Kapağını açtı ve sayfaları yavaşça çevirdi.

Hepsi boştu.

Kiminle dolduracağını bilmiyordu o zaman. Sadece bir gün birinin olacağını düşünmüştü.

Son sayfaya kadar geldi.

Bir süre öylece kaldı.

Sonra kitabı kapattı.

Kahvesinden bir yudum aldı ve telefonunu yeniden eline aldı.

Takvimdeki kendi randevusuna bastı.

Mesajlaşma uygulamasını açtı.

"Merhaba. Bugün gelemeyeceğim. Kusura bakmayın."

Birkaç saniye boyunca yazdığı mesaja baktı.

Gönderdi.

Telefonu masaya bıraktı.

Kahvesini bitirdikten sonra hazırlanmak için banyoya geçti. Duş aldı, saçlarını topladı ve aynanın karşısında yüzüne biraz kapatıcı sürdü.

Salona döndüğünde kitap hâlâ masadaydı.

Çantasını omzuna taktı.

Tam dış kapıyı açarken durdu.

Geri döndü. Kitabı aldı ve çantasına koydu.

Evden çıktığında alt kattaki kapının açıldığını duydu.

Komşusunun küçük kızı annesiyle birlikte merdivenlere çıktı. Çocuğun sırtında neredeyse kendisi kadar büyük bir çanta vardı.

- "Günaydın," dedi kadın.

- "Günaydın."

Küçük kız ona baktı.

- "İşe mi gidiyorsun?"

- "Evet. Sen?"

- "Ben de okula gidiyorum."

- "Belli oluyor," dedi kadın, çantasına bakarak.

Çocuk güldü.

Birlikte aşağı inmeye başladılar.

Kadın çantasının fermuarını kapatırken kitabın köşesi dışarı çıktı.

Küçük kız hemen fark etti.

- "O ne?"

Kadın kitaba baktı.

- "Bir kitap."

- "Nasıl bir kitap?"

Çantasından çıkarıp ona uzattı.

Küçük kız kapağı okudu.

- "Adventure ne demek?"

- "Macera."

Çocuk kitabı açtı. Birkaç sayfa çevirdi.

- "Ama hiçbir şey yapmamışsın?"

Kadın gülümsedi.

- "Yapmamışım."

Küçük kız bir sonraki sayfaya geçti.

- "Buraya fotoğraf yapıştırılabilirmiş!"

- "Evet."

Çocuk kitabı kapatıp ona geri uzattı.

Kadın önce kitaba, sonra da kıza baktı.

- "Senin olsun."

Küçük kız önce ona, sonra annesine baktı.

- "Gerçekten mi?"

- "Evet, gerçekten."

Annesi araya girdi.

- "Olur mu öyle şey kızım. Ver ablanın kitabını geri."

Kadın başını salladı.

- "Bende yıllardır duruyor zaten."

Küçük kız kitabı göğsüne bastırdı.

- "Ben doldururum."

Kadın birkaç saniye ona baktı.

- "Umarım," dedi ve gülümsedi.

Apartmandan birlikte çıktılar. Küçük kız annesinin elini tutup okulun olduğu yöne doğru yürüdü.

Kadın onları bir süre izledi.

Sonra ters yöne döndü.

Kliniğe ulaştığında ilk seansına henüz zaman vardı.

Odasına girip çantasını masanın yanına bıraktı. Bilgisayarını açtı.

Telefonunda bir bildirim vardı. Kendi terapisti mesajına cevap vermişti. Telefonu ters çevirip masanın üzerine bıraktı.

Günün ilk birkaç seansı birbirini takip etti.

Öğleden sonra kısa bir arası olduğunda kahvesini aldı ve masasındaki notlara göz gezdirdi. Takvimde sıradaki isme baktı.

O sırada kapı çalındı. Kadın masadaki telefona baktı. Sonra sıradaki danışanın dosyasını aldı ve telefonun üzerine bıraktı.

- "Girebilirsiniz," dedi.