Hikâye ·

Arena XXV — Bir Süre

Sonbahar yağmurunda bir parkta oturan yaşlı bir adamın, elindeki tek papatya ve karşısından geçen genç bir çiftle birlikte geçirdiği kısa bir zamanı anlatan hikâye.

Yağmur bir süredir hafif hafif çiseliyordu.

Yaşlı adam parkın kenarındaki banklardan birinde oturuyordu. Üzerinde koyu renk bir kaban, başında fötr şapkası vardı.

Sağ elinde tek bir beyaz papatya tutuyordu.

Rüzgâr estiğinde sararmış yapraklardan birkaçı kaldırımın üzerinde sürüklendi. Adam önce onlara, sonra önünden geçen insanlara baktı.

Bir kadın küçük bir çocuğun elinden tutmuş hızlı adımlarla yürüyordu. İki genç, aynı şemsiyenin altında yan yana ilerliyordu.

Yaşlı adam bir süre onları izledi.

Genç kadın bir şey söyledi. Ne dediğini duyamadı.

Yanındaki genç adam güldü. Kadın da gülmeye başladı.

Bir süre sonra kadın şemsiyenin altından çıktı. Yüzünü gökyüzüne kaldırıp ellerini iki yana açtı.

Genç adam arkasından seslendi ama kadın dönüp bakmadı. Yağmurun altında yürümeye devam etti.

Sonunda genç adam şemsiyeyi kapattı ve kadının yanına koştu.

Yaşlı adamın dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı.

Gözlerini onlardan ayırmadı.

Bir süre sonra yanağından aşağı doğru bir damla süzüldü.

Yağmur biraz daha hızlanmıştı.

Fötr şapkasının kenarından düşen damlalar kabanının omuzlarında küçük koyu lekeler bırakıyordu.

Genç çift parkın diğer ucuna doğru yürümeye başladı.

Kadın yürürken genç adamın koluna girdi.

Yaşlı adam onları bir süre daha izledi.

Sonra yanındaki boş yere baktı.

Ardından elindeki papatyaya.

Bir süre öylece oturdu.

Arkasından yaklaşan ayak seslerini fark etmedi.

- "Baba."

Yaşlı adam başını çevirdi.

- "Hadi baba, geç kalacağız."

Yaşlı adam yeniden parkın diğer ucuna baktı.

Genç çift artık görünmüyordu.

Başını hafifçe salladı.

Banktan kalktı.

Birkaç damla papatyanın beyaz yapraklarının üzerine düşmüştü.

Adam çiçeği kabanının içine doğru çekti.

Oğlunun yanında yürümeye başladı.