Arena serisi · 34/34 ·
Arena XXXIV — Nöbet
Kolundaki saate baktı. Vardiyasının bitmesine çok az kalmıştı.
Bankonun üzerindeki dosyalardan birini yerine koydu. Önündeki bardağın dibinde kalan suyu içip boş bardağı kenara bıraktı.
Telefonu önlüğünün cebinde yeniden titredi.
Elini cebine götürdü ancak telefonu çıkarmadı. Önündeki dosyayı aldı.
Son oda.
Koridorun sonuna doğru yürüdü. Kapıya geldiğinde hafifçe tıklatıp içeri girdi.
Oda loştu. Yalnızca yatağın yanındaki cihazların ışıkları yanıyor, monitörden düzenli aralıklarla aynı ses geliyordu.
Adam aynı şekilde yatıyordu.
Karısı pencerenin yanındaki koltukta uyuyakalmıştı. Başı hafifçe yana düşmüş, ellerini karnının üzerinde birleştirmişti. Omzundaki hırkanın bir tarafı aşağı doğru kaymıştı.
Birkaç saniye kadına baktı.
Sonra yatağın yanına geçti ve dosyayı sehpanın üzerine bıraktı. Adamın eli yatağın kenarında, avucu yukarı dönük duruyordu.
Ekrandaki değerlere baktı. Serumunu kontrol etti. Adamın kolunun altından geçen çarşaf kıvrılmıştı. Eliyle düzeltti.
Yatağın diğer tarafına geçti. Birkaç şeyi daha kontrol ettikten sonra dosyaya notlar aldı.
Odayı havalandırmak için pencereye yöneldi. Üst kısmını biraz araladı.
Dışarıda yağmur yağıyordu.
Kısa bir süre için boş parkı izledi. Yağmur küçük su birikintileri oluşturmuştu.
- "Harika," diye mırıldandı. "Şemsiyeyi de almadım."
Pencerenin önünden ayrıldı.
Kadının yanından geçerken yavaşladı. Birkaç saniye yüzüne baktı. Sonra koltuğun kenarında duran ince battaniyeyi aldı.
Battaniyeyi açıp dikkatlice kadının üzerine örttü.
Kadın hafifçe kıpırdandı ama uyanmadı.
Battaniyenin bir kenarını omzuna kadar çekti. Aşağı kaymış hırkayı da battaniyenin altında kalacak şekilde düzeltti.
Sonra yeniden yatağa baktı.
Cihazları son kez kontrol etti. Dosyaya birkaç şey daha yazdıktan sonra kalemini cebine koydu.
Kapıya doğru yürürken arkasına döndü. Kadın, üzerine örttüğü battaniyenin altında uyumaya devam ediyordu.
Odadan çıktı ve kapıyı sessizce arkasından kapattı.
Bankoya döndüğünde nöbeti devralacak hemşire gelmişti.
Dosyayı ona uzattı.
- "Ben kaçıyorum artık," dedi. O sırada derin bir nefes verdi. Omuzları gevşedi.
- "Bugünü de atlattın sonunda."
- "Şükür."
İkisi de kısa bir süre güldü.
Odayla ilgili notlarını kısaca aktardı. Ardından önlüğünün cebindeki kalemi çıkarıp bankoya bıraktı.
Soyunma odasına doğru yürümeye başladı.
Telefonunu cebinden çıkardı.
Ekranda gün boyunca birikmiş bildirimler vardı.
Annesinden iki mesaj.
Eşinden cevapsız bir arama.
Başparmağını ekranın üzerinde gezdirdi. Önce eşinin cevapsız aramasına, ardından annesinin mesajlarına baktı.
O sırada koridorun diğer ucundan çağrı sesi duyuldu.
Kapılardan birinin üzerindeki ışık yanıp sönmeye başladı.
Başını telefondan kaldırdı.
Arkasında, bankodaki diğer hemşirenin de ışığı fark ettiğini gördü. Kadın sandalyesinden kalkmaya hazırlanıyordu.
Birkaç saniye çağrı ışığına baktı.
Sonra elindeki telefona.
Ekranı kapattı.
- "Ben bakarım," dedi.
Telefonunu önlüğünün cebine koydu.
Soyunma odasının önünden geçip çağrı ışığının yandığı odaya doğru yürüdü.