Arena serisi · 50/50 ·

Arena L — Hazırlık

Kapının üzerindeki metalik çan çaldı.

Başını kaldırdığında adam içeri giriyordu.

Gülümsedi.

— "Hoş geldin. Hemen geliyorum."

Adam da gülümsedi.

— "Hoş buldum."

Adam her zamanki masasına doğru yürüdü. Onu birkaç saniye izledikten sonra tezgâhın üzerindeki bezi bıraktı.

"Defteri okudu mu acaba?" diye düşündü.

Adamın yanına gitti.

— "Her zamankinden mi?"

— "Evet, lütfen."

Yüzüne birkaç saniye daha baktı.

— "Hemen getiriyorum."

Kahveyi hazırlarken bir kez daha adama baktı. Çantasından bilgisayarını çıkarıyordu.

"Neden onun ölmesini istiyoruz?"

Defterdeki cümleyi hatırlayınca dudaklarını birbirine bastırdı.

"Ya sadece o kısmı gördüyse? Benimle ilgili ne düşünmüştür acaba?"

Kahve köpürmeye başladı. Pişen kahveyi fincana doldurdu ve masaya götürdü.

— "Afiyet olsun."

— "Teşekkür ederim."

Adam fincanı kendine doğru çekti.

Kadın birkaç saniye masanın yanında kaldı.

Adam kahvesinden bir yudum aldıktan sonra ona baktı.

— "Bir şey mi vardı?"

— "Ah, yok hayır. Biraz dalgınım sanırım."

— "Her şey yolunda mı?"

— "Evet, evet. Teşekkür ederim."

Masadan uzaklaştı.

"Belki de hiç açmadı. Ya da okuduğunu gizliyor."

Bir müşteri hesabı istedi. Ödemeyi alıp boşalan masadaki fincanları toplarken adamla yeniden göz göze geldi.

Adam hafifçe gülümsedi. Gülümsemesine karşılık verdi.

"Acaba ben mi sorsam? Belki de unutmuştur."

Masasının yanından geçerken adam kafenin içini eliyle gösterdi.

— "Bugün daha sakin sanırım."

Elindeki boş fincanları biraz yukarı kaldırdı.

— "Şimdilik."

Adam güldü.

— "Geçen sefer de öyle başlamıştı."

Adımları bir anlığına yavaşladı.

— "Doğru."

Fincanları yıkamaya başladı.

"Geçen sefer."

Musluğu kapattı.

"Müşterileri kastediyor olmalı. Başka neyi kastedecek ki?"

Ellerini kurulayıp tezgâha döndüğünde adam ona bakıyordu.

Göz göze geldiler. Adam gülümsedi.

O da gülümsedi.

"Geçen gün neden çıktığımı sormayacak mı?" diye düşündü.

Tezgâhın altındaki raftan temiz peçeteleri çıkarırken bir tanesi yere düştü. Eğilip aldı, buruşturup çöpe attı.

"Sormaması daha iyi değil mi zaten?"

Peçeteleri biraz daha düzgün olacak şekilde hizaladı.

"Belki de merak etmedi. Hem zaten niye merak edecekti ki?"

Bir süre sonra adamın kahve fincanının boşaldığını gördü.

Yanına gitti.

— "Kahvaltını hazırlayayım mı?"

— "Evet, lütfen."

Boş fincanı alıp kahvaltı tabağını, patates kızartmasını ve çayı hazırladı.

Masaya geldiğinde adam bilgisayarını biraz kenara çekti.

— "Afiyet olsun."

— "Teşekkür ederim."

Tezgâha döndü.

Diğer masalarla ilgilenirken arada gözü ona kayıyordu.

Bir süre sonra kahvaltı tabağının boşaldığını, çay bardağında da yalnızca birkaç damla kaldığını gördü.

Adam bilgisayarını yeniden önüne çekmişti.

Biraz sonra çantasından defterini çıkarıp bilgisayarının yanına koyduğunu gördü.

"Rüya konusunu hâlâ açmadı."

O sırada bir müşteri seslendi.

— "Bakar mısınız?"

— "Tabii. Hemen geliyorum."

Siparişi alıp kahveyi hazırladı ve masaya götürdü.

Tezgâha dönerken adamın masasında kapalı duran deftere yeniden baktı.

"Belki de okumamıştır."

Arkaya geçip çantasından kendi defterini aldı.

Bir an kapağına baktı.

"Ama ya okuduysa?"

Defterle birlikte masaya gitti.

Adam onu görünce bilgisayarının ekranını kapadı.

— "Müsait misin?"

— "Tabii. Aslında ben de seni bekliyordum."

Elindeki defteri masaya bıraktı.

— "Kapatılacak bir hesabımız var."

Adam güldü.

— "Evet, var."

Boş kahvaltı tabağını, patates tabağını ve çay bardağını topladı.

— "Birer kahve?"

— "Kırk yıl hatırı olması kaydıyla!"

— "Kısmet!"

İkisi de güldü.

Tezgâha döndü ve iki kahve hazırladı.

Geri geldiğinde kendi fincanını defterinin yanına, diğerini adamın önüne bıraktı ve adamın karşısındaki sandalyeye oturdu.

— "Tahsilata hazır mısın?"

Adam önündeki deftere baktı, sonra gülümsedi.

— "Evet, hazırım."

Birkaç saniye bekledi.

"Neden çıktığımı gerçekten sormayacak sanırım."

Elini defterin üzerine koyup açtı. Sayfaları çevirirken kıvrılmış köşeye geldiğinde durdu.

Parmağı kâğıdın üzerinde kaldı.

"Belki de rüyayı zaten okudu."

Adamın yüzüne baktı.

Adam sessizce bekliyordu.

Kıvrılmış köşeyi açtı.

— "Bu rüyayı birkaç ay önce görmüştüm."

Sayfadaki ilk satıra baktı.

— "Bir arabadaydım."

Başını kaldırdı.

— "Arka koltuğundaydım."

Adam biraz daha öne doğru eğildi.

— "Araba hareket ediyordu ama,"