Arena serisi · 51/51 ·
Arena LI — Göz Kararı
İrmik paketini raftan alıp sepete bıraktı.
Adam elindeki listeye baktı. Sonra sepetteki pakete.
— "İrmik mi? Ama listemizde irmik yoktu?"
— "Artık var."
— "Helvamı mı kavuracaksın?"
Paketi diğer malzemelerin yanına itti.
— "Olabilir."
— "Peki."
Adama doğru göz kırptı. Adam da gülümsedi.
Alışveriş arabasını yeniden sürmeye başladı.
— "Başka sürprizin var mı?"
— "Listeye bak."
Adam listeyi cebine koydu.
— "Listede olmayanları soruyorum."
— "Onlar söylenmez."
Adam güldü.
Eve geldiklerinde montunu çıkarıp sandalyenin arkasına astı. Adam ise poşetleri tezgâhın üzerine boşaltmaya başladı.
Saçını topladıktan sonra kıymayı önüne çekti.
— "Köfte bende."
— "Tamam."
Adam diğer malzemeleri yerleştirirken soğanlardan birini aldı.
— "Rende nerede?"
— "İkinci çekmece."
Çekmeceyi açtı.
Kaşıklar.
Başını adama çevirdi.
— "Bunlar kaşık."
— "Alttan ikinci çekmece demek istemiştim."
Alttan ikinci çekmeceyi açtı. Rendeyi gördü.
— "Mutfağında navigasyon lazım."
— "Ben sana tarif ederim. İki günde öğrenirsin."
Rendeyi çıkarırken ona baktı.
— "İki gün kalacağımı kim söyledi?"
Adam elindeki domatesleri tezgâha bıraktı.
Bakışları karşılaştı.
Gülümsedi ve kabuklarını soyduğu soğanı rendelemeye başladı.
Rendelenmiş soğanı avucuna aldı. Suyunu lavaboya sıktı.
— "Onu niye sıkıyorsun?"
Başını çevirdi. Adam yanına gelmişti.
— "Soğanın acısını alıyoruz. Bize tadı lazım, acısı değil."
Soğanı kıymanın üzerine bıraktı. Bir diş sarımsağı rendeledi.
Tuzu ve karabiberi ekledikten sonra pul biber kavanozunu adama uzattı.
— "Ne kadar ekleyelim?"
Adam kavanozu aldı. Harcın üzerine birkaç kez salladı.
Adamın ölçmeden döktüğünü görünce kaşlarını kaldırdı.
— "Ölçmedin."
— "Göz kararı."
— "Liste yapan adamdan beklemezdim."
— "Aşk olsun."
— "Henüz karar vermedim."
— "Aşk olsun!"
— "Belki."
Adam kavanozu yerine bıraktı.
Harcı karıştırmaya başladığında adam yeniden poşetlere döndü.
— "Galeta unu nerede?"
— "Almadık."
Adam başını ona çevirdi.
— "Ama evde kuru ekmek de yok?"
Adamın yüzüne birkaç saniye baktı.
Market poşetlerinden birini kendine çekip irmik paketini çıkardı.
— "İşte, burada."
Paketi ona gösterdi.
— "Ben zaten en başından beri irmikle yapmayı planlamıştım."
Adam irmiğe baktı.
— "Helvamı kavurmayacaksın yani."
— "Bu seferlik kurtuldun."
Paketi açıp harca biraz irmik ekledi.
— "Neden irmikle yapıyoruz?"
— "Böyle daha çıtır oluyor."
— "Köfte, değil mi?"
— "Evet, köfte."
Gülüştüler.
Kollarını biraz daha sıvayıp harcı yoğurmaya başladı.
Bir süre sonra saçından kurtulan bir tutam yüzüne düştü. Başını yana doğru savurdu.
Saç yeniden yanağına geldi.
Ellerine baktı.
— "Off."
Adam yaklaştı.
Elini uzatıp saçını kulağının arkasına aldı.
Başını kaldırdığında adam hâlâ hemen yanındaydı.
Birkaç saniye yüzüne baktı.
— "Ellerini yıkamıştın değil mi?"
Adam güldü.
— "Sen köfteni yoğurur musun?"
— "Bu cevap değildi."
— "Belki."
Onunla birlikte gülüp yeniden önündeki harca döndü.
Köfteleri şekillendirip tabağa dizerken adam tavayı hazırladı.
Son köfteyi de tabağa bıraktıktan sonra ellerini yıkadı. Domatesleri önüne çekti.
— "Makarna?"
— "Neredeyse hazır."
Adam ocağı gösterdi. Tenceredeki su kaynıyordu.
Önündeki domatesleri doğrarken tavadaki köftelerin cızırtısını duyuyordu.
Soğanı eline aldı.
— "Salataya soğan koyalım mı?"
— "Evet, güzel olur bence."
Bıçağı soğanın üzerine getirdi.
— "Ağzımız kokmasın sonra?"
Adam omuzlarını kaldırdı.
— "İkimiz de yersek sorun olmaz."
Bir an ona baktı.
— "Mantıklı."
Soğanı ikiye böldü.
Adam makarnayı kontrol etti.
Bir süre sonra tencereye doğru uzandı.
— "Süzmeden suyundan biraz ayırıyoruz."
Bıçağı tezgâha bırakıp adama döndü.
— "Niye?"
— "Tereyağıyla karıştırırken koyarız."
Adama baktı.
— "Bunu biliyor olmanı beklemiyordum."
— "Neden?"
— "Listende yoktu."
Adam başını çevirdi.
— "Yine listeye geldik."
— "Liste önemli."
Adam makarna suyunu ayırırken salatayı karıştırıp tavaya baktı.
Köftelerden biri diğerlerinden daha açık renkte görünüyordu.
— "Bir tanesini çevirmedin."
— "Hangisini?"
— "İşte bak, şu," diyerek gösterdi.
Adam elindeki maşayla köfteyi çevirdi.
— "Başka?"
— "Şimdilik yok."
Yemekleri birlikte masaya taşıdılar.
Oturduktan sonra köfteden küçük bir parça aldı.
Adam da kendi tabağındaki köfteden aldı.
Tadına bakmasını bekledi.
— "Nasıl olmuş?"
— "Çıtır."
— "Köfteyi soruyorum."
— "Ben de köfteyi diyorum."
Gülümsedi.
Birkaç lokma sonra adam salatadan aldı.
— "Bak, soğanı da yedin."
— "Sen de yedin."
— "Benim en başından beri planım buydu zaten."
— "O zaman sorun yok."
Adam ona baktı.
Biraz öne eğildiğinde o da yaklaştı.
Kısa bir an öpüştüler.
Adam geri çekildiğinde gülümsüyordu.
— "Ne var?"
— "Soğan."
— "Ne olmuş soğana?"
— "Acısını almayı biliyorsun."
Gülmeye başladı.
Adam da güldü.
Önündeki köfteden bir parça daha aldı.