Arena serisi · 49/49 ·

Arena XLIX — Bir Yere Kadar

Taşıdığı sandığın sapı avucuna batıyordu.

Sandığı iki eliyle kavramış yürüyordu. Köşesi zaman zaman bacağına değiyordu. Birkaç kez ellerinin yerini değiştirdi.

Adımlarını yavaşlatmadan devam etti.

Bir süre sonra su sesini fark etti. Başını kaldırdığında ileride ırmağı gördü.

Birkaç adım daha attı.

Kollarındaki ağırlık artınca sandığı yere bıraktı.

Ellerine baktı. Avuçlarının içi kızarmıştı.

Parmaklarını birkaç kez açıp kapattı. Sonra yeniden sandığa uzandı.

Sandığı kaldırdı.

Bu kez fazla ilerleyemedi.

Yeniden yere bıraktığında arkasından ayak sesleri duydu.

Başını çevirdi.

Bir adam yanına gelip sandığa baktı.

— "Yardım edeyim mi?"

Bir an durdu.

— "Olur."

Adam sandığın diğer tarafına geçti.

İlk kaldırdıklarında sandık hafifçe yana eğildi. İkisi de ellerinin yerini değiştirdi.

Yeniden kaldırıp yürümeye başladılar.

Sandık hâlâ ağırdı ama artık kollarını eskisi kadar aşağı çekmiyordu.

Bir süre sonra adımları birbirine uydu.

Irmağa yaklaştıkça suyun sesi arttı.

Kıyıdaki taşların yanına geldiklerinde adam durdu.

— "Benden buraya kadar."

Sandığı birlikte yere bıraktılar.

Doğrulurken omuzlarını geriye doğru çekti.

— "Teşekkür ederim."

Adam başını sallayıp yürümeye başladı.

Birkaç adım uzaklaştığında adamın sırtındaki çantayı fark etti.

Büyük değildi.

— "Dur!"

Adam dönüp baktı.

— "Ver onu."

— "Neyi istiyorsun?"

Sırtındaki çantayı gösterdi.

— "Biraz da ben taşıyayım."

Adam gülümsedi.

— "Gerek yok."

— "Ama sen benimkini taşıdın."

— "Evet, taşıdım."

— "O zaman şimdi ben de seninkini taşımalıyım."

Adam birkaç saniye ona baktı.

— "Bu senin yükün değil."

— "En azından bir yere kadar taşırım."

Adam başını iki yana salladı.

— "Hayır."

Adamın yanına gidip çantanın askısına uzandı.

Adam bir adım geri çekildi.

Çantaya uzanan elini geri çekmedi.

— "Ben neden seninkini taşıyamıyorum?"

Adam cevap vermedi.

Gözü çantanın askısına takıldı. Askı omzuna gömülmüştü.

Kendi avuçlarına baktı. Sandığın sapının izleri hâlâ duruyordu.

— "Ama sen benimkini taşıdın."

Adam sessiz kaldı.

Bir süre bekledi.

— "En azından deneyebilirim."

Adam birkaç saniye ona baktı.

Sonra elini çantasının askısına götürdü. Askıyı omzundan çıkarmaya başladı.

Karşısındaki çantayı omzundan çıkarırken elini uzattı.

Alarm sesiyle gözlerini açtı.

Eli doğrudan yastığın altındaki telefona gitti.

Ekrandaki ERTELE düğmesine bastı.

Telefonu yerine koyup gözlerini kapattı.