Arena serisi · 52/52 ·
Arena LII — Eksik
Annesinin parmakları elini acıtıyordu. Birkaç kez elini oynattı ama annesi bırakmadı.
Önlerindeki adamlardan biri küreği toprağa sapladı. Toprak çukurun içine dökülürken parmak uçlarına yükseldi.
Yine de çukurun içini göremedi.
— "Babam orada mı?"
Annesi ona baktı. Gözlerinin çevresi kırmızıydı.
— "Evet oğlum, orada."
Bir süre toprağa baktı.
— "Peki ne zaman gelecek?"
— "Artık gelmeyecek."
Başını kaldırdı.
— "Hiç mi?"
Annesinin yanağından bir damla düştü.
— "Hiç."
Annesi eğilip ona sarıldı.
Bir süre annesinin omzunun üzerinden toprakla uğraşan insanlara baktı. İnsanlar yanlarına gelip bir şeyler söylüyor, bazıları saçını okşuyordu.
Kürek sesi kesildiğinde aşağıdaki çukur da görünmüyordu artık.
Birkaç gün sonra yeniden aynı yere geldiler.
Geçen sefer küreklerle toprak attıkları yerde şimdi gri bir taş vardı.
Annesi yerdeki ibriği alıp yakındaki çeşmeden doldurdu. Sonra da ibrikteki suyu toprağa döktü.
Annesini izlerken taşın biraz ilerisindeki papatyayı gördü.
Yanına oturdu ve bir yaprağını kopardı.
— "Seviyor."
Sonrakini kopardı.
— "Sevmiyor."
Yapraklar azalırken aynı iki kelimeyi sırayla söylemeye devam etti.
Sonuncusu kaldığında gülümsedi.
— "Seviyor!"
Başını kaldırıp gri taşa baktı.
Annesi hâlâ yanındaydı.
Bir sonraki mayıs annesiyle yeniden geldi.
Papatya taşın biraz ilerisindeydi.
Yanına oturdu.
— "Seviyor."
Bir yaprak daha kopardı.
— "Sevmiyor."
Son yaprağı parmaklarının arasına aldığında durdu.
— "Seviyor."
Taşa baktı.
Sonra annesine.
Annesi ibriği çeşmeye götürüyordu.
Ertesi mayıs papatyanın önüne yine çömeldi.
— "Seviyor."
— "Sevmiyor."
Sonuncusunu kopardı.
— "Seviyor."
Elindeki yaprağı toprağa bıraktı.
Gri taşın üzerindeki yazıya baktı.
"Bana hiç sarıldı mı?"
Kaşlarını çattı.
"Belki ben hatırlamıyorumdur."
Bir süre daha taşın karşısında oturdu.
Bir sonraki mayıs annesi gelmedi.
İbriği çeşmeden kendisi doldurdu.
Suyu toprağa döktükten sonra boş ibriği taşın yanına bıraktı.
Papatyayı buldu.
Yanına otururken etrafına baktı.
Yakında birkaç kişi vardı.
Elini ilk yaprağa uzattı.
Durdu.
"Bu çok saçma."
Elini geri çekti.
Bir süre papatyaya baktı.
Sonra yeniden uzandı.
Bir yaprak kopardı.
— "Seviyor."
Sesini biraz alçaltıp ikinciyi kopardı.
— "Sevmiyor."
Son yaprağı kopardı.
— "Seviyor."
Ayağa kalkarken avucundaki beyaz parçaları toprağa bıraktı.
Bir sonraki mayıs papatya biraz daha küçüktü.
İlk yaprağı kopardı.
— "Seviyor."
Sonra diğerini.
— "Sevmiyor."
Birkaç yaprak sonra gözlerini gri taşa çevirdi.
Bir yaprak daha kopardı.
— "Seviyor."
Sonra diğerini.
— "Sevmiyor."
Son yaprağı kopardı.
— "Seviyor."
Taşın önündeki toprağa baktı.
Sonra kendi ellerine.
Bir mayıs mezarlığa geldiğinde papatyanın yanına oturup dizlerini kendine doğru çekti.
İlk yaprağı kopardı.
— "Seviyor."
Sonra diğerini.
— "Sevmiyor."
Yaprakları birer birer koparmaya devam etti.
Son iki yaprak kaldığında eli durdu.
Birini kopardı.
— "Seviyor."
Sonuncusunu parmaklarının arasına aldı.
Bir süre bekledi.
Sonra onu da kopardı.
— "Sevmiyor."
Elindeki yaprağa baktı.
"Beni sevdiğini söylemiş miydi?"
Başını kaldırıp gri taşa baktı.
"Bana hiç sarıldı mı?"
Gözlerini kapattı.
"Hatırlamıyorum."
Gözlerini açıp taşın önündeki toprağa baktı.
— "Baba?"
İki elini toprağa koyup öne doğru eğildi.
Bir damla papatyanın üzerine düştü.
Ardından bir tane daha.
Ve bir tane daha.
Avucunun içi sapın üzerine geldi.
Elini kaldırdığında papatya doğrulmadı.