Arena serisi · 59/59 ·
Arena LIX — Doğrudan
Ayakkabısının içinde bir şey ayağına batınca yürüyüşünü yavaşlattı. Birkaç adım daha attı ama rahatsızlık geçmeyince durup bağcıklarını çözmeye başladı.
Adam arkasını döndü.
— "Ne oldu?"
— "Ayakkabıma bir şey girmiş. Sen devam et, geliyorum."
— "Olur mu öyle şey."
Ayakkabısını çıkarıp ters çevirdi. Küçük bir taş yere düştü. Yeniden giyip bağcıklarını bağladıktan sonra ayağa kalktı.
— "Daha çok yolumuz var mı?"
— "Az kaldı."
— "Bunu biraz önce de söylemiştin."
— "Belki. Ama bu sefer gerçekten az kaldı."
Gülerek yürümeye devam ettiler.
Birkaç dakika sonra patika genişledi. Ağaçların arasından karşı yamacın kayalık yüzeyi görünüyordu. Biraz daha ilerlediğinde aşağıda uzanan vadiyi ve dibinden geçen ince suyu gördü.
— "Vay be!"
Adam yanına gelip durdu.
— "Nasıl?"
— "Çok güzel."
Bir süre karşıdaki kayalıklara baktı. Güneş yamacın bir bölümünü aydınlatıyor, daha aşağıdaki ağaçlar gölgede kalıyordu. Rüzgâr yüzüne vurunca saçlarını kulağının arkasına topladı.
— "İyi ki gelmişiz."
— "Dur, dur. Daha bitmedi ki."
— "Ne bitmedi?"
— "Bir sürprizim daha var."
Başını ona çevirdi.
— "Ne sürprizi?"
— "Kulaklarını kapat."
— "Nasıl yani?"
— "Öyle işte. Ben işaret verene kadar açmak yok."
— "Buraya kadar getirip beni korkutmayacaksın, değil mi?"
— "Aşk olsun."
Adam gülmeye başlayınca o da güldü.
— "Tamam, tamam. Kapatıyorum."
İki elini kulaklarına bastırdı.
Adamın dudakları kıpırdadı ama ne dediğini anlayamadı.
— "Açabilir miyim?" diye bağırdı.
Adam başını iki yana salladı. Kendi kulaklarını gösterip ellerini bastırma hareketi yaptı.
Ellerini biraz daha sıkı bastırdı.
Adam karşı yamaca döndü. Derin bir nefes aldıktan sonra iki elini ağzının yanına götürüp bağırdı.
Ellerinin altında boğuk, uzayan bir ses duydu. Sözcükleri seçemeden adam ona döndü, iki bileğinden tutup ellerini kulaklarından ayırdı.
Bir an sonra karşı kayalıklardan bir ses geldi.
— "Seni seviyorum!"
Ardından aynı sözlerin daha zayıf bir tekrarı duyuldu.
— "Seviyorum..."
Adama baktı. Gülümsüyordu.
— "Duydun mu?"
— "Duydum."
Birkaç saniye daha yüzüne baktı. Sonra gülmeye başladı.
— "Sürprizin bu muydu?"
— "Nasıl ama?"
— "Şaşırdım. Senden duymayı zaten bekliyordum ama..."
— "Ama?"
— "Ama senden değil de kayalıklardan duydum."
— "Yoksa beğenmedin mi?"
— "Beğendim tabii!"
Bir adım yaklaşıp ona sarıldı. Adam kollarını beline doladığında yüzünü omzuna yasladı. Bir süre öyle kaldılar.
Başını kaldırdığında adam hâlâ gülümsüyordu.
— "Şimdi sen söyle."
— "Bir daha mı?"
Adam yeniden karşı yamaca dönecekken kolundan tuttu.
— "Hayır, doğrudan."
Adam yüzünü ona çevirdi.
Bir eli hâlâ belindeydi.
— "Seni seviyorum."
Yeniden boynuna sarıldı.
— "Ben de seni seviyorum."
Adam onu kendine biraz daha çekti. Yanağına bir öpücük kondurduktan sonra başını geri çekti.
— "Bir daha deneyelim mi?"
— "Olmaz. Bu sefer ben deneyeceğim."
— "Peki."
Adam elini bırakıp iki kulağını kapattı.
Karşı yamaca döndü, derin bir nefes aldı ve bağırdı.
— "BEN DE SENİ SEVİYORUM!"
Son kelimeyi söyler söylemez adama dokundu. Adam ellerini kulaklarından indirdi.
Bir an sonra kendi sesi kayalıklardan geri geldi.
— "Ben de seni seviyorum!"
Birlikte karşı yamaca baktılar.