Arena serisi · 61/61 ·
Arena LXI — Bir de Böyle
Annesinin elindeki pembe çiçeğe uzandı.
— "Onu benim için yapıyorsun değil mi?"
— "Tabii ki ama biraz dur bakalım, daha bitmedi."
Annesi çiçeğin sapını parmaklarının arasında biraz daha kıvırıp ona döndü.
— "Şimdi anneye yaklaş bakalım."
Yanına yaklaşıp başını çevirdi. Annesi çiçeği kulağının arkasına yerleştirince yanağında hafif bir dokunuş hissetti.
— "Oldu mu anne?"
— "Oldu. Şimdi diğerine de yapalım."
Annesi ikinci çiçeği hazırlarken kulağındakine dokunmaya çalıştı.
— "Elleme sakın, düşüreceksin."
— "Ama görmek istiyorum anne."
— "Birazdan aynaya bakarız kızım."
Başını sağa sola salladı.
— "Böyle yapınca da duruyor mu?"
— "Duruyor ama çok sallama sen yine de."
Gülerek annesinin yanına oturdu.
İkinci çiçeği de taktıktan sonra annesi başka bir tane kopardı.
— "Şimdi de yüzük yapalım mı?"
— "Olur!"
Annesinin ellerini izledi. Annesi çiçeğin ince sapını kıvırıp küçük bir halka yaptı ve uzattığı parmağına taktı.
Elini kaldırıp parmaklarını açtı.
— "Beğendin mi kızım?"
— "Evet! Buna da yapalım! Buna da yapalım!"
Annesi bir çiçeğin daha sapını kıvırıp uzattığı parmağına taktı. İki elini yan yana kaldırarak parmaklarını oynattı. Çiçeklerin yaprakları da sallanıyordu.
— "Anne, hadi, sen de tak."
— "Bunlar bana olmaz ki. Benim parmaklarım büyük. Biraz daha uzun saplı bir tane lazım."
— "Ben bulurum!"
Ayağa kalkıp bahçedeki çiçeklere yaklaştı.
Bazıları tamamen açılmıştı. Bazılarınınsa yalnızca uçlarında biraz pembe görünüyordu. Aşağıdaki çiçeklerden birine uzandı ama sapı elinden kayınca bu kez iki eliyle tutup kopardı.
Çiçeği annesine götürdü.
— "Bu olur mu?"
— "Bakayım."
Annesi sapına baktı.
— "Olur gibi. Ver bir deneyelim."
Çiçeği ona verdikten sonra yerde duran diğer çiçeklerin yanına oturdu. Birini eline alıp yapraklarını araladı, ortasındaki uzun, ince kısmı parmağıyla itti.
Çiçeği ters çevirdiğinde yaprakları aşağı doğru sarktı. Sapından tutup hafifçe sallayınca yapraklar da sallandı.
Kendi eteğinin ucunu tutup iki yana açtı. Sonra elindeki çiçeğe yeniden baktı.
Eteğini bırakıp ayağa kalktı. Çiçeği sapından tutarak birkaç adım yürüdüğünde yapraklar birbirine değiyordu.
Gülerek annesine baktı. Annesi hâlâ elindeki yüzükle uğraşıyordu.
Yerdeki çiçeklerin yanına geri döndü. Bir başkasını ters çevirmeye çalışırken yapraklarından biri elinde kaldı. Kopan yaprağı kenara bırakıp yeni bir çiçek aldı.
Çiçeğin kısa sapını parmaklarının arasında çevirirken yakınındaki dalda duran küçük tomurcukları gördü. Birini koparıp yeşil yapraklarını biraz araladığında içindeki pembe kısmı gördü.
Büyük çiçeğin sapını tomurcuğun yeşil yapraklarının arasına sokmaya çalıştı ama tomurcuk elinden kayıp yere düştü.
Eğilip aldıktan sonra yeniden denedi. Sapı biraz daha içeri itip elini çektiğinde tomurcuk düşmedi.
Çiçeği kaldırıp ters çevirdi ve yapraklarını düzeltti.
— "Anne!"
Annesi başını kaldırınca elindeki çiçeği ona doğru uzattı.
— "Anne bak, ne yaptım!"
— "Ne yaptın kızım?"
— "İşte!"
Annesi biraz yaklaştı.
— "Yeni bir küpe mi yaptın?"
— "Hayır!"
Elindeki çiçeğe baktı. Tomurcuk aşağıda, büyük çiçeğin yaprakları yukarıda duruyordu.
Çiçeği çevirip tomurcuğu yukarı getirdi.
— "Bir de bu şekilde bak!"
Annesi eğilip çiçeğe baktı.
— "Aaa! Bebek mi bu?"
— "Evet!"
Çiçeğin yapraklarını gösterdi.
— "Bak, bu elbisesi!"
— "Çok güzel olmuş. Bunu nasıl yaptın?"
— "Şunu buraya taktım."
Tomurcuğu hafifçe kaldırarak altındaki sapı gösterirken biraz fazla çekince tomurcuk yerinden çıktı.
— "Aaa!"
Annesi güldü.
— "Kafası çıktı."
— "Hemen takarım anne."
Tomurcuğu yeniden yerine yerleştirdi. Bu kez çiçeği sapından tutmak yerine altından destekleyerek kaldırdı.
— "Bak, oldu işte."
Yaptığı bebeği yanındaki çiçeklerin arasına bıraktı. Annesi yanına oturup yerdeki çiçeklere baktı.
— "Bir tane de anne için yapar mısın?"
— "Tabii. Ama sen yapacaksın."
— "O zaman hadi birlikte yapalım."
Önündeki çiçeklerden birini seçip annesine uzattı.
— "Önce bunu ters çevir."
Annesi çiçeği ters çevirdi.
— "Böyle mi?"
— "Evet! Şimdi bebeğe bir kafa bulmamız lazım."
Annesi yerdeki tomurcuklardan birini gösterdi.
— "Şu olur mu sence?"
Tomurcuğu eline alıp kendi bebeğinin yanına getirdi. İkisine birkaç kez baktı.
— "Biraz küçük değil mi?"
— "O zaman başka bir tane bakalım."
— "Yok, yok. Bu da küçük bebek olsun."
Tomurcuğu annesine uzattı.
Annesi sapın ucunu tomurcuğun yeşil yapraklarının arasına yerleştirmeye çalıştı ama tomurcuk elinden kayıp eteğine düştü.
— "Olmadı."
— "Benimki de düşmüştü."
— "Öyle mi?"
— "Evet. Hadi bir daha dene."
Annesi tomurcuğu yeniden çiçeğin sapına geçirdi. Elini çektiğinde tomurcuk bu kez düşmedi ama yana doğru eğik duruyordu.
— "Benim bebeğimin kafası biraz yamuk oldu."
Annesi tomurcuğa doğru elini uzatınca seslendi.
— "Anne dur!"
Annesi elini çekti.
Kendi bebeğini alıp annesinin elindekine yaklaştırdı.
— "Gördün mü?"
— "Neyi?"
Kendi bebeğini biraz daha yaklaştırdı.
— "Birbirlerine bakıyorlar!"
Annesi güldü.
— "Gerçekten de öyle."
— "Merhaba!"
Annesi de elindeki çiçeği ona doğru eğdi.
— "Merhaba!"
Annesinin karşılık vermesine daha çok güldü.
Annesi bebeğini biraz daha yaklaştırınca çiçekler birbirine değdi. Kendi bebeğinin başı yeniden yerinden çıkıp yere düştü.
— "Anne!"
Annesi de gülmeye başladı.
Yere düşen tomurcuğu almak için eğildiği sırada bahçe kapısının açıldığını duydu. Başını kaldırdığında babası kendilerine doğru geliyordu.
— "Baba! Bak ne yaptım!"
Elindeki çiçeği ona uzattı.
— "Benim prensesim ne yapmış bakalım?"
— "Bebek! Ama kafası düştü."
Babası gülümseyip çiçeğe baktı.
— "Çok güzel olmuş. Hadi bakalım, hazırlanın. Gitmemiz gerekiyor."
— "Nereye baba?"
— "Sürpriz."
— "Sürpriz mi? Hemen mi?"
— "Evet kızım, geç kalıyoruz."
— "Ama aynaya bakacaktık."
— "Ne aynası kızım?"
Annesi yanına gelip kulağındaki çiçeği düzeltti.
— "Hazırlanırken bakarız kızım."
Elini kulağına götürüp çiçeğe dokundu. Sonra elindeki bebeği babasına uzattı.
— "Bunu tutar mısın baba?"
Babası çiçeği alınca yere eğildi. Düşen tomurcuğu ve yanındaki çiçeklerden birkaçını eteğine topladı.
Eteğinin iki yanından tutup eve doğru yürümeye başladı.