Arena serisi · 63/63 ·

Arena LXIII — Geçen Sefer

Kapıyı açtığında üzerindeki metalik çan çaldı.

Tezgâhın arkasındaki garson başını kaldırdı.

— "Hoş geldiniz!"

— "Hoş buldum."

Arka taraftaki masalardan birine geçip çantasını yanındaki sandalyeye bıraktı. Telefonunu çıkarıp arkadaşlarına mesaj yazdı.

"Ben geldim, arkadayım. Cam kenarı."

Mesajı gönderdikten sonra telefonunu masasına bıraktı.

Birkaç dakika sonra kapıdaki çan yeniden çaldı. Arkadaşları birlikte içeri girdi. Onları görünce elini kaldırdı. İkisi de masaya yöneldi.

— "Sonunda!"

— "Ne sonunda? Şunun şurasında beş dakika geç kaldık."

— "Sizden önce geldiğim gerçeğini değiştirmiyor."

— "Bak sen şuna!"

Arkadaşlarından biri gülerek yanına oturdu. Diğeri karşısındaki sandalyeye geçti.

— "Güzelmiş burası," dedi yanındaki.

— "Geçen gün bir iş arkadaşımın yanına gelmiştim. Hoşuma gitmişti."

— "Bir kere gelip hemen bize mi önerdin?"

— "Evet. Hem ben size ne zaman kötü bir yer önermişim?"

— "Geçen sefer gittiğimiz yeri hatırlatayım mı?"

— "Oranın nesi varmış?"

— "Yarım saat yemek bekledik ya hani!"

— "Ama yemek güzeldi."

— "Onu beklerken de söylemiştin."

Üçü de güldü.

Biraz sonra garson masalarına geldi. Genç kadın siparişini verirken garsonun yüzüne baktı.

— "Ben bir filtre kahve alayım."

— "Tabii."

Arkadaşlarının da siparişlerini aldıktan sonra garson uzaklaştı.

Karşısındaki arkadaşı çantasından telefonunu çıkardı.

— "Bu arada sana güzel bir haberimiz var."

— "Ne oldu?"

— "Tiyatro biletlerini aldık!"

Genç kadın doğruldu.

— "Aaa, ciddi misin? Bu çok iyi bir haber! Nereden aldınız?"

— "Balkon, ikinci sıra."

— "Balkon mu?"

— "Evet, yan yana üç yer bulduk."

— "Parterde yer yok muydu?"

— "Vardı ama yan yana değildi. Hem burasının daha iyi olacağını düşündük."

Genç kadın karşısındaki arkadaşına baktı.

— "Düşündünüz," dedi gülümseyerek.

Karşısındaki arkadaşı güldü.

— "Ay, yine başladın!"

— "Başladın derken?"

— "Yer bulabilmişiz işte, daha ne istiyorsun?"

— "Geçen sefer de söylemiştim ama."

Yanındaki arkadaşı araya girdi.

— "Evet, bir dahakine bana da sorun demiştin."

— "Bak, hatırlıyorsun."

— "Ama gülüyordun o sırada," dedi karşısındaki.

— "Evet, gülüyordum."

Bir süre sustu.

— "Bu sefer ciddi söylüyorum."

Karşısındaki kadın telefonunu masaya bıraktı.

— "Tamam da niye bu kadar büyüttün ki? Biletler bitiyordu, biz de aldık. Hiç alamayabilirdik."

— "En azından bir mesaj atabilirdiniz."

— "İşteydin. Hem oyuna gitmek istediğini söylemiştin."

— "Oyuna gitmek istiyorum zaten. Koltukları sorabilirdiniz."

Yanındaki arkadaşı ona döndü.

— "Tamam, bir dahakine sorarız. Oldu mu?"

— "Bunu geçen sefer de söylemiştiniz."

Karşısındaki kadının yüzündeki gülümseme kayboldu.

— "Ne zaman söyledik?"

— "Kahvaltıyı ayarladığınızda."

— "Ama kahvaltıya sen de geldin."

— "Geldim, evet."

— "Güzel de geçti."

— "Sorun o değil ki!"

Sesinin yükseldiğini fark etti. Yanındaki arkadaşı ona baktı.

— "Niye kızıyorsun o zaman?"

— "Çünkü bana sormuyorsunuz! Sonra ben bir şey söyleyince de şaka sanıyorsunuz."

Karşısındaki arkadaşı sandalyesine yaslandı.

— "Biz seni de düşünerek alıyoruz bunları. İstemediğin bir şey varsa söylersin."

— "Söylüyorum zaten."

— "Böyle söylemiyordun ama."

Genç kadın cevap vermek için ağzını açtı. Bir an ne söyleyeceğini düşündü.

Garson siparişlerini getirince konuşma kesildi. Genç kadın önündeki telefonu biraz kenara çekip fincanı için yer açtı.

— "Teşekkür ederim."

— "Afiyet olsun."

Garson uzaklaştıktan sonra karşısındaki arkadaşı telefonunu eline aldı.

— "İstersen biletini iade edelim."

— "Niye?"

— "Böyle kızınca gelmek istemiyorsun sandım."

— "Öyle bir şey söylemedim."

— "Ne bileyim, bir anda bu kadar sinirlenince..."

Genç kadın fincanı eline aldı. Kahveden küçük bir yudum içip geri bıraktı.

— "Ben sizinle gitmek istiyorum," dedi. "Sadece önceden konuşalım istiyorum."

Yanındaki arkadaşı başını salladı.

— "Tamam, onu anladık. Ama biraz da sen bizi anlamaya çalış."

Karşısındaki kadın telefonunu ona doğru çevirdi.

— "Bak, koltuklar burada."

Genç kadın telefonu eline aldı. Ekrandaki salon planını büyütüp sahnenin karşısında işaretlenmiş üç koltuğa baktı.