Arena serisi · 42/42 ·
Arena XLII — Geri
Mezarlıkta kalan son birkaç kişi de yavaş yavaş uzaklaştı.
Adam yerinden kıpırdamadı. Biraz önce üzerine kürek kürek toprak atılan yere bakıyordu. Toprak çevresindekilerden daha koyuydu. Yağmurdan ıslanmış, üzerinde ayak izleri kalmıştı.
Arkasından biri omzuna dokundu.
— "Hadi," dedi.
Adam cevap vermedi. Bir süre sonra omzundaki el çekildi. Ayak sesleri de yavaş yavaş uzaklaştı.
Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordu. Yağmur hafifçe devam ediyor, ceketinin omuzları giderek ıslanıyordu. Ellerini ceplerine soktu.
— "Neden?"
Sesi beklediğinden daha boğuk çıktı.
Sessizce bekledi. Sonra başını iki yana salladı.
— "Tabii."
Mezara doğru birkaç adım attı.
— "Bunu konuşacaktık."
Boğazını temizledi.
— "Sen..."
Devamını getiremedi.
Ellerini ceplerinden çıkardı.
— "Neden şimdi?"
Ayağının ucuyla toprağa vurdu. Küçük bir parça dağıldı. Birkaç saniye baktıktan sonra bir kez daha vurdu.
Dizlerinin üzerine çöktü.
Ellerini toprağa koydu. Islak toprak avuçlarına yapıştı.
Bir avuç aldı.
Parmaklarının arasından bıraktı.
Sonra bir avuç daha aldı.
Bu kez yanına bıraktı.
Bir tane daha.
Önünde küçük bir çukur oluşmuştu.
Durdu.
Ellerine baktı. Tırnaklarının altı toprakla dolmuştu.
— "Hayır."
Tekrar eğildi.
Bu kez iki eliyle önündeki gevşek toprağı kendine doğru çekti. Toprak dizlerinin önünde birikmeye başladı.
Bir kez daha.
Ve sonra bir kez daha.
— "Beni böyle bırakamazsın."
Parmaklarını yeniden toprağa geçirip geriye doğru çekti. Islak toprak avuçlarından kayıyor, dizlerinin üzerine dökülüyordu.
— "Böyle bırakamazsın!"
Bir süre sonra parmaklarından biri küçük bir taşa sürtündü. Elini çekip parmağının kenarındaki çiziğe baktı.
Sonra yeniden toprağa uzandı.
Sesi yükseldikçe nefesi de hızlandı. Parmakları acımaya başlamıştı.
— "Neden?"
Bu kez sesi çatladı.
Elindeki toprağı bırakmadı. Parmaklarını kapatıp bir süre sıktı.
— "Daha..."
Sustu.
Dudaklarını birbirine bastırdı.
— "Biz daha..."
Başını önüne eğdi. Bir damla yüzünden aşağı indi. Ardından bir tane daha.
Ellerini yeniden toprağa götürdü ama bu kez devam edemedi. Nefes almaya çalıştı.
Sonra yumruğunu toprağa vurdu.
— "Neden!"
Bir daha vurmak için kolunu kaldırdı.
Kolu havada kaldı.
Mezara baktı.
— "Neden?"
Bu kez sesi güçlükle çıktı.
Kolu yavaşça aşağı düştü.
Önündeki çukura baktı. Dizlerinin çevresine dağıttığı toprak yağmurla koyulaşmıştı.
Bir süre kıpırdamadı.
Sonra yanına saçılan toprağı avuçladı.
Açtığı yere bıraktı.
Elini yeniden uzattı.
Bir avuç daha aldı.
Onu da geri koydu.