Arena serisi · 48/48 ·

Arena XLVIII — Ödev

Kadın karşısındaki koltukta oturuyordu. Not defteri dizlerinin üzerindeydi.

— "Bu arada geçen hafta verdiğiniz ödevi yaptım," dedi.

Kalemini eline aldı.

— "Dinliyorum."

Kadın birkaç saniye düşündü.

— "Buradan çıkarken kapıda durmuştum ya,"

Başını hafifçe salladı.

— "O anda bir şey söylemem gerekiyormuş gibi hissetmiştim. Sonra bunu fark edince de hiçbir şey söylemeden çıktım."

Kadın defterini açıp birkaç sayfa çevirdi.

— "Asansörü beklerken not defterimi çıkarıp şunu yazdım: 'Bir şey söylemek zorunda olduğumu düşündüm.'"

Kalemi kâğıdın üzerinde bir an durdu.

— "Bunu fark ettiğinizde ne hissettiniz?"

— "İlk başta şaşırdım tabii. Bu kadar kısa sürede fark edebilmeyi beklemiyordum sanıyorum. Sonrasında da mutlu oldum ama çok geçmeden bunu sürdürebilir miyim, devamı gelir mi diye düşünürken buldum kendimi."

— "Peki ya yapmasaydınız ne olacağını da yazmanızı istemiştim?"

Kadın gülümsedi.

— "Onu da yazdım."

Bir süre sustuktan sonra konuşmaya devam etti.

Hafta içinde aldığı diğer notlardan, babasıyla yaptığı bir telefon konuşmasından ve birkaç kez daha 'zorundayım' derken kendisini yakaladığından bahsetti. Onu dinlerken birkaç not aldı, bazı yerlerde sorular sordu.

Saate baktığında sürelerinin sonuna geldiklerini gördü.

Defterini kapattı.

Kadın çantasını omzuna astı.

— "Haftaya görüşürüz."

— "Görüşürüz."

Kapı kapandıktan sonra birkaç saniye yerinden kalkmadı.

Masadaki notlarını toparladı. Danışanın dosyasını yerine koydu, kalemlerini kaldırdı ve bilgisayarını kapattı.

Çantasını alıp odadan çıktı.

Bir süre yürüdükten sonra kaldırımın kenarındaki kediyi fark etti.

Bir dükkânın kapısının yanında uzanmıştı. Yavruları çevresinde dolaşıyor, zaman zaman yanına sokuluyordu.

Adımlarını yavaşlattı.

Çantasını açıp içinden küçük bir mama paketi çıkardı.

Kedi başını kaldırıp ona baktı.

Paketi açıp kaldırımın kenarına biraz mama döktü. Önce yavrulardan biri yaklaştı. Ardından diğerleri de mamanın etrafında toplandı.

Anne kedi birkaç lokma yedikten sonra başını kaldırdı. Elini yavaşça uzattı. Kedi geri çekilmeyince başını birkaç kez okşadı.

Yavrulardan biri ayakkabısının yanına geldi.

Parmağını uzattığında küçük burnuyla kokladı.

Gülümsedi.

Bir süre daha yanlarında kaldı.

Sonra boşalan paketi katlayıp çantasının yan cebine koydu ve ayağa kalktı.

Apartmana girip merdivenleri çıkmaya başladı.

Kendi katına yaklaşırken kapılardan biri açıldı.

Küçük kız onu görünce yüzü aydınlandı.

— "Abla!"

Koşarak yanına gelip beline sarıldı.

Bir an şaşırdıktan sonra eğilip kollarını çocuğun etrafına doladı.

— "Merhaba tatlım. Nasılsın?"

Kız geri çekildi.

— "Kitaba yazmaya başladım."

— "Öyle mi?"

— "Evet!"

Bunu duyunca gülümsedi.

— "Adventure Book'a mı?"

— "Evet! Sana da göstermek istiyorum. Beraber bakalım mı?"

Kız kapıya doğru dönecekken elini hafifçe omzuna koydu.

— "Bugün çok yoruldum. Bir dahaki sefere olur mu?"

Kızın yüzüne baktı.

— "Söz mü?"

— "Söz. Bir dahaki sefere beraber okuruz."

Kız gülümsedi.

— "Tamam abla."

Küçük kız yeniden sarıldıktan sonra evine döndü.

Kendi kapısına geldiğinde anahtarını çıkarıp içeri girdi.

Işığı açtı. Çantasını kapının yanına bıraktı. Ayakkabılarını çıkarıp yan yana koyduktan sonra odasına geçti.

Bileğindeki saati çıkarıp komodinin üzerine bıraktı. Küpelerini tek tek çıkarıp yanına koydu. Kolyesinin klipsini açmak için birkaç saniye uğraştıktan sonra onu da diğerlerinin yanına bıraktı. Saçındaki tokayı çıkarıp saçlarını omuzlarına bıraktı.

Eteğini çıkarıp askıya astı. Bluzunu katlayarak sandalyenin üzerine koydu. Dolaptan ev kıyafetlerini çıkardı. Önce tişörtünü, sonra eşofmanını giydi.

Kapının yanında bıraktığı çantasını alıp salona geçti. Masanın başına oturdu ve defteriyle kalemini çıkardı.

Kalemini eline aldı ve bir süre açtığı sayfaya baktı.

Sayfanın üzerine bir damla düştü.

Ardından bir tane daha.

Ve bir tane daha.